|
ATAK Projesi nedir
Metehan DEMİR YAZIYOR
Anlaşma ile, İtalyanların T-129 tipi taarruz helikopteri Türk ve İtalyan ortaklığı ile F-16’ların üretildiği TAI’de yapılacak. En az 50 helikopter üretimi öngörülüyor. Daha sonrasında ise, 3 ülkelere ihraç da yapılabilecek. Böylece, Türkiye, kendi savaş sanayinde önemli adım atmış olacak. Ancak, Hurriyet.com.tr, bu noktada, Türkiye’nin bu en önemli ihalesinin imzası sonrasında konunun daha net anlaşılabilmesi için bizzat birinci ağızdan tüm detayları açıklıyor.
Hatırlanacağı üzere, geçen hafta, imza öncesi, “3 milyar dolarlık sorular” başlığı ile bazı sorular sormuş ve bunların yanıtlarının merakla beklendiğini yazmıştık. Bu kritik imza töreni öncesinde da Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar aradı.
Yıllardır bu sektörde bulunan ve titizliği ile tanınan Murad Bayar bu projenin Türkiye’nin en büyük hayallerinden biri olduğunu ve neredeyse 10 yılı aşkın bir süredir acil ihtiyaç kapsamında olmasına rağmen bitirilmeye çalışıldığını anlattı. Sonra da, bugüne dek dünyada mevcut tüm taarruz helikopterlerini incelediklerini sonuçta da en uygun olanın İtalyan Agusta firmasının A-129 (T-129) helikopteri olduğunu belirtti. Sorularımıza da, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nca (SSM) hazırlanan yanıtlarını gönderdi. Biz de, gönderilen yanıtları, sorduğumuz sorularla birlikte virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyoruz. Takdir sizin...
İŞTE MERAK EDİLEN YANITLAR
İşte o sorularımız ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın yanıtları...
Soru 1- Bu ihaleye çıkılırken, İtalyanlar, Türkiye'ye kendi projesini tamamladıktan sonra üçüncü ülkelere de satış sözü verdi. Ancak, ortada bir durum var. O da, bu helikopterin motoru ve 'multi barrel' denilen çok namlulu atış sisteminin Amerikan malı olması. Bu nedenle de, satışın tamamen önünün açılması için Amerikan Kongresi'nden 3. ülke satışı için bir izin gerekli. Bu izin alınamadı deniliyor. 'Export licence for manufacturing -üretimde gerekli ihracat lisansı' yerine İtalyanların 'technical assistance for manifacturing -üretim için teknik yardım' diye ihracatın önünü açamayacak bir Amerikan izni getirdiği söyleniyor. Bu şartlar altında, ileride Türkiye, kendi kuruluşu olan TAI'de üretttiği bu helikopterleri başka ülkelere satamayacak mı?
Cevap 1-
Soru- “Bu ihaleye çıkılırken, İtalyanlar, Türkiye'ye kendi projesini tamamladıktan sonra üçüncü ülkelere de satış sözü verdi mi?”
Cevap- Müsteşarlığımızca yayımlanan Teklife Çağrı Dosyasında da üçüncü ülkelere satış hakkı ihalenin bir şartı olarak yer almamıştır. Üçüncü ülkelere satış hakkı, firma ile yürütülen müzakereler sonucunda elde edilen büyük bir kazanımdır. Mevcut durumda, Üçüncü ülkelere satış hakları konusunda ticari olarak Agusta firması ile bir anlaşma sağlanmış ve bu anlaşma İtalyan Hükümeti tarafından onaylanmıştır.
Ayrıca, Türkiye’nin kendi projesini tamamladıktan sonra satış yapma hakkında bir kısıt da bulunmamaktadır. Projenin takviminin başlatılmasının ardından herhangi üçüncü ülke tarafından yapılacak talep değerlendirilerek uygun görülmesi halinde satış yapılabilir. Takvim henüz başlamamasına rağmen birkaç ülkenin bu yönde ön talepleri olmuştur.
Soru-“O da, bu helikopterin motoru ve 'multi barrel' denilen çok namlulu atış sisteminin Amerikan malı olması. Bu nedenle de, satışın tamamen önünün açılması için Amerikan Kongresi'nden 3. ülke satışı için bir izin gerekli. Bu izin alınamadı deniliyor. 'Export licence for manufacturing -üretimde gerekli ihracat lisansı' yerine İtalyanların 'technical assistance for manifacturing -üretim için teknik yardım' diye ihracatın önünü açamayacak bir Amerikan izni getirdiği söyleniyor.”
Cevap- Malumunuz ABD’de yürürlükte olan kanunlara göre ABD’den alınacak her sistem için bir son kullanıcı tariflenmek zorundadır. Dolayısıyla, motor, top ve helikopter üzerindeki belli bazı sistemler, ki bunlar arasında milli firmamız ASELSAN tarafından ABD lisansı altında üretilen ekipmanlar da bulunmaktadır, Türkiye’nin kullanımı ve üçüncü ülkelere ihraç için ABD ihraç lisansına tabidir. Bu durum yalnızca Türkiye’ye uygulanan bir usul olmayıp dünyanın tüm ülkeleri için geçerli bir kuraldır. Ayrıca, Türkiye’nin ürettiği ekipmanların Türkiye dışına satışında da Türk makamlarının izni ve onayı alınması gereklidir. Halihazırda, Türkiye’nin ihtiyacı olan ekipmanlar için ABD’den lisanslar alınmakta, bir sorun da görünmemektedir. Üçüncü ülkelere satışlarda ise her bir ülke için helikopter üzerindeki cihazların üreticisi ülkelerden, ABD dahil, izni alınması gerekecektir.
Soru 2- İhalede yarışan iki firma vardı. Bunlardan biri, Güney Afrikalıların Denel firması ve helikopterlerinin adı da Rooivalk idi. Son gün İtalyanlara karşı yarışan bu firma ne oldu da, kendisinden nihai fiyat istendiğinde bir anda fiyatını yüzde 35 arttırarak, İtalyanların üzerine çıktı?
Cevap 2- Denel firması bu durumun kendisine ekipman sağlayan firmaların fiyatlarındaki artışlardan kaynaklandığını belirtmiştir. Bu noktada gözden kaçırılmaması gereken bir husus, Güney Afrika firmasının fiyatlarındaki artışa karşın, aynı anda İtalyan firmasının fiyatında kayda değer bir düşüş yaşanmış olduğudur. Bu ise, tam rekabetin sağlandığını gösteren en önemli unsurdur.
Soru 3- Beş milyon dolar civarında olan teminatları yakılması gerekirken bu para kendilerine geri ödendi mi, ödenmedi mi?
Cevap 3 - Müsteşarlığımız; Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı’ndan oluşan Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin almış olduğu kararlar doğrultusunda çalışmakta, 4734 Sayılı Kanunun 3b Maddesi kapsamında ihalelerini yapmaktadır. İhalelerde Uygulanacak Esaslar için ise 2004/7354 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uygulanmaktadır.
Bu çerçevede, Denel firmasının verdiği nihai teklife ilişkin olarak geçici teminat mektubunun nakte çevrilmesini gerektirecek bir durum oluşmamıştır.
Soru 4- Bu projeden sorumlu Müsteşar Yardımcısı anlaşma şartlarını gördükten ve imza atmasına rağmen ana metne şerh düştükten sonra, İdari İşlerden Sorumlu Müsteşar Yardımcılığına mı getirildi?
Cevap 4 - Müsteşarlığımızda dört Daire Başkanı ve her üç Müsteşar Yardımcısı’nın görev yeri, uzun süreler bu görevleri yapmakta olmalarından dolayı, kurumsal etkinliğin artırılması amacıyla değiştirilmiştir. Sözleşme 7 Eylül 2007 tarihinde imzalanmış olup, sözkonusu görev değişiklikleri bu tarihten çok sonra, Ocak 2008’de yapılmıştır.
Soru 5- Anlaşma şartlarında, Roketsan, Aselsan ve TAI gibi milli firmalarımızın alacağı paylar ABD Doları, İtalyanların payı ise EURO cinsinden mi karara bağlandı? Bu Türkiye maddi bir kayba yol açabilir mi?
Cevap 5 - 10 Şubat 2005 tarihinde firmalara yayımlanan Teklife Çağrı Dosyasında firmaların ABD Doları ya da EURO cinsinden teklif verebilecekleri belirtilmiştir. Nitekim, AgustaWestland, Denel ve Eurocopter firmaları EURO, Rosoboronexport firması ise ABD Doları cinsinden teklif vermiştir. Sonuçta, AgustaWestland firması ile ihaleye verdiği teklifin para birimi olan EURO cinsinden sözleşme imzalanmıştır. Türk firmalarının kendi iş payları için ise teklifler doğrudan bu firmalardan alınmıştır. Havacılık sanayisinde hammaddenin büyük ölçüde yurt dışından ithal edilmesi nedeniyle Türk firmalarımız da kendileri için ABD Doları’nda teklif hazırlamayı tercih etmişler bu nedenle sözleşmeleri de ABD Doları olarak imzalanmıştır. Kurların ne şekilde değişeceği tahmin edilemeyeceğinden, bu durum firmalar için lehte veya aleyhte bir durum doğurmamaktadır. Ayrıca, projenin bir kısmının EURO bir kısmının ise ABD Doları olarak imzalanması, Türkiye’nin dolar/euro paritesindeki değişimlerden en az etkilenir konuma gelmesini de sağlamıştır.
Soru 6- TSK pilotları test uçuşlarının ardından İtalyanların A-129 modelini yetersiz buldu mu? Eğer bulduysa, bu helikopterler için öngörülen yeni güçlü motor versiyonu ile ilgili İtalyanlar teknik garantiler verebildi mi? Çünkü, Türkiye'nin terörle mücadelesinin yürütüldüğü güneydoğu bölgesi İtalyanın turistik bölgeleri gibi değildir. High-hot denilen ve yüksek irtifada ve yüksek sıcaklıklarda helikopterlerin istenen performansta uçması harekat kabiliyeti açısından hayati önem taşımaktadır. Kaynağı kim olursa olsun, TSK'nın doğru silahları alması ve komutanlarının da doğru bilgilendirilmesi önümüzdeki dönemde Türkiye'nin güneydoğu'da terörle mücadelesinde hayati öneme sahiptir.
Cevap 6- ATAK Projesi kapsamında verilen tekliflerin değerlendirilmesi safhasında teklif veren AgustaWestland (İtalya), Denel (Güney Afrika), Eurocopter (Fransa) ve Rosoboronexport (Rusya Federasyonu) firmalarının tesislerinde Ekim 2005 – Nisan 2006 tarihleri arasında; helikopter test uçuşları ve mühimmat atış testlerinin yapılması, lojistik destek faaliyetlerinin incelenmesi, mevcut üretim ve bakım tesislerinin incelenmesi amaçlarıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın personelinin de dahil olduğu; mühendis, pilot, bakımcı personel gibi konularında uzman geniş teknik bir heyet tarafından incelemeler gerçekleştirilmiştir. AgustaWestland firmasının teklif ettiği helikopter, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın son derecede tecrübeli taarruz helikopter pilotları tarafından A-129 helikopterinin yeni motoru ile 50 saatin üzerinde uçuş testleri yapılarak helikopterin ihalede öngörülen harekat ihtiyaçlarını karşıladığı tespit edilmiştir. Aksi halde, takdir edersiniz ki ihale sonucunda bu helikopterin seçimi zaten mümkün değildir. A-129 helikopteri yeni güçlendirilmiş motor ile seri olarak üretilecek ve halihazırda İtalyan ordusu envanterinde yer alan helikopterden daha yüksek bir performansa sahip olacaktır. İmzalanan sözleşme kapsamında belirttiğiniz koşulları da kapsayan helikopter performansı firma tarafından garanti edilmektedir. (hurriyet.com.tr”nin notu: İlk denenen helikopterler testlerde başarısız oldu. Bunun üzerine İtalyanlar yeni güçlendirilmiş motorlu versiyonu teklif etti.)
Soru 7- On yıldan beri bu proje ile uğraşan ve acil ihtiyaç kapsamında bu atak helikopterleri isteyen Türkiye, bu anlaşmayla helikopterleri planlamaya göre 7 yıldan önce alamayacak. İlk helikopterin tesliminde de 3 milyar dolara yakın bedelin yüzde 70"e yakının ödenmesi öngörülüyor. Bunlar doğru mu?
Cevap 7 - Proje teslimat takvimine göre ilk helikopter 60. ayda teslim edilecektir. Üzerinde kompleks bir aviyonik ve silah sistemi bulunan modern bir hava platformu için bu sürelerin makul olduğu değerlendirilmektedir. ATAK projesinin her iki ihale sürecinde de dünyada mevcut bütün helikopterler değerlendirilmiş ve ihtiyaçlarımızı karşılayan en iyi alternatif olarak bu helikopter seçilmiştir. Projede, yürütülmekte olan benzer savunma sanayii tedarik programlarından farklı olmayan bir ödeme takvimi bulunmaktadır. Buna göre, ilk helikopter teslimatına kadar proje bedelinin %50’den azının ödenmesini kalan bedelin helikopter teslimatları ile gerçekleşmesini öngörmektedir. Teslimattan önce yapılan tüm ödemeler için Türkiye’de bankacılık faaliyeti sürdüren bankalardan ve/veya birinci sınıf uluslararası bankalardan, yapılan ödeme miktarınca teminat mektubu alınmaktadır.
ATAK helikopteri TSK envanterine girecek ilk milli görev bilgisayarı ve yazılımına haiz muharip hava platformu olacaktır. ATAK Projesinde kullanılacak görev bilgisayarı ve yazılımları, bir Ar-Ge Projesi kapsamında geçtiğimiz üç yıl içerisinde milli olarak geliştirilerek Eylül 2007 tarihinde bir Cobra helikopteri üzerinde aviyonik ve silah sistemleri ile entegre edilmiştir. Ardından yapılan testler ve helikopter üzerinden yapılan tanksavar füze atışı da başarıyla tamamlanmıştır. Seçilen T-129 helikopterine de bu görev bilgisayarı ve yazılımları ile, ASELSAN tarafından üretilen aviyonik sistemler ve ROKETSAN tarafından milli olarak geliştirilen güdümlü füzeler entegre edilecektir. Kendi güdümlü silahlarımızı kullanması açısından da ATAK projesi yine bir ilk olacaktır. Proje kapsamında helikopterin üretimi TAI’de, motor ile ilgili kritik bölümlerin üretimi de Eskişehir’deki motor fabrikamız TEI’de yapılacaktır. Bundan sonra helikopterin diğer ülkelere satışlarında da üretim ve teslimatlar TAI’den yapılacaktır.
Kaynak: www.hurriyet.com.tr ... »
ATAK Helikopter Projesi resmen imzalandı
Türk Taarruz-Taktik/Keşif helikopteri (ATAK) projesi sözleşmesi bugün resmen yürürlüğe girdi.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi (TUSAŞ) tesislerinde gerçekleştirilen resmi törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile İtalya'yı temsilen de İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini katıldı.
Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı olan 50 adet kesin, 41 adet ise opsiyonel Taktik-Taarruz/Keşif helikopterinin Türk Silahlı Kuvvetlerine milli imkanlarla kazandırılması amaçlayan ATAK projesi çerçevesinde tamamiyle milli imkanlar kullanılarak oluşturulacak olan T129 helikopterleri TUSAŞ'ın Ankara'daki tesislerinde üretilecek.
Nisan 2007'de TUSAŞ, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Aselsan ile İtalya'nın AgustaWestland arasında müzakerelerine başlanan ATAK projesine ilişkin sözleşme 7 Eylül 2007 tarihinde imzalanmıştı.
Bugün TUSAŞ'ta düzenlenen törenle yürürlüğe giren projede TUSAŞ ana yüklenici olurken Aselsan ve AgustaWestland firmaları da TUSAŞ'ın alt yüklenicileri olarak belirlendi. T129 ATAK helikopterlerinde yüksek performanslı yeni helikopter motoru, otomatik uçuş kontrol sistemi ve hava aracı durum izleme sistemi AgustaWestland firması tarafından entegre edilecek.
Geliştirme aşamasında milli kuruluşlar ile işbirliği içerisinde tamamen Türk endüstrisinin hakimiyeti altında egemen bir ürün yaratılacak ve helikopterlerin yaklaşık 30 yıl olan kullanım ömrü boyunca istenilen kapsamda modernizasyon yapılma olanacağı sağlanacak.
ATAK programının toplam proje süresi sözleşmelerin yürürlüğe girmesinden itibaren 114 ay olup, bu süre içerisinde 60'ıncı ayda ilk T 129 ATAK helikopterinin teslimatı gerçekleştirilecek.
TUSAŞ T129 ATAK helikopterinin fikri mülkiyetine ortak olmanın yanı sıra tüm dünya ülkelerine yapılacak olan satışlarda aynı iş payını gerçekleştirme ve tüm dünya ülkelerine doğrudan satış ve pazarlama hakkına sahip olacak.
-İTALYA DIŞİŞLERİ BAKANI-
Bu arada törende bir konuşma yapan İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini, bu sözleşmenin yürürlüğe girme törenine katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, İtalya'nın bu programda Türkiye ile işbirliği yapmasından şeref duyduğunu söyledi.
TAI ile işbirliğinin, özel operasyonel bağlantıların ne kadar önemli seviyeye geldiğini gösterdiğini ifade eden Frattini, ikili ilişkilerin güçlenmesinden de büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.
Türkiye ve İtalya'nın çok başarılı bir şekilde güçlü ekonomik ortaklık geliştirdiğini kaydeden Frattini, İtalya'nın en önemli şirketlerinin Türkiye'deki stratejik sektörlerde önemli roller oynadığını anlattı. Frattini, 630'dan fazla İtalyan şirketin Türkiye'de yatırım kararı aldığını bildirdi.
İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin de gelişme gösterdiğini belirten Frattini, İtalya'nın Türkiye'nin üçüncü büyük ticari ortağı haline geldiğini ve iki ülke arasındaki ticaret haciminin 14 milyar avroya ulaştığını söyledi.
İki ülke arasındaki siyasi işbirliğine de değinen Frattini, Türkiye'nin İtalya ve Avrupa'nın çok önemli bir ortağı olarak Balkanlar, Kafkasya, Afganistan, Orta Asya ve özelikle Orta Doğu'da çok önemli rolleri yerine getirdiğini kaydetti.
Suriye-İsrail aracılı görüşmeleri örnek vererek Türkiye'nin Orta Doğu barış sürecinde de kilit bir rol oynadığına dikkati çeken Frattini, Türkiye ile önemli çıkarları paylaştıklarını ifade etti.
Türkiye'nin AB sürecinden de bahseden Frattini, İtalya'nın bu süreci başından beri desteklediğini ve desteklemeye devam edeceğini vurgulayarak, bu desteğin İtalyan dış politikasının çok önemli bir boyutu olduğunu belirtti.
Törende konuşan Finmeccanica Yönetim Kurulu Başkanı Francesco Guarguaglini de, Türkiye ile AgustaWestland arasındaki ilişkinin 60'lı yıllara kadar uzandığını ve şimdi ATAK projesiyle bu işbirliğinin daha da ileri götürüleceğini söyledi.
Bu projedeki işbirliğinin katettiği başarıdan gurur duyduklarını ifade eden Guarguaglini, bu işbirliğinin İtalyan ve Türk savunma sanayi ilişkilerinin, aynı zamanda Türkiye-İtalya ve Türkiye-Avrupa ilişkilerinin gelişimine katkı sağlayacağına olan inancını dile getirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Öncelikli hedefimiz TSK'nın savunma sanayi alanında dışa bağımlılığının en aza indirilmesidir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Türk Taarruz/Taktik Keşif Helikopteri (ATAK) Program Sözleşmesinin yürürlüğe girmesi nedeniyle TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TAI) tesislerinde düzenlenen törene katıldı.
Erdoğan burada yaptığı konuşmada, ATAK projesini hayata geçirecek ilk adımın bugün atıldığını söyledi. Yaklaşık 3 milyar dolar tutarındaki projenin milli sanayinin kullanılması açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, böylece Türkiye'de üretilecek ilk taarruz helikopter platformuna şahit olunacağını ifade etti.
ATAK helikopterinin proje yazılımının tamamen yerli imalat olarak geliştirileceğini kaydeden Erdoğan, Türk yapımı silahların da helikoptere yerleştirileceğini bildirdi.
Türkiye'nin ATAK helikopterlerinin satış hakkına sahip olmasının da Türk savunma sanayi açısından önemli olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan şöyle konuştu:
''Memnuniyetle ifade etmeliyim ki Türkiye her geçen gün savunma sanayini geliştirmekte, yerli kaynakların payını yükseltmektedir.
Sektör performansının en önemli göstergesi olarak kabul edilen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ihtiyaçlarının yurt içinde karşılanma oranı 2003 yılında yüzde 25 seviyelerindeyken 2007 yılı itibariyle bu oran yüzde 42'ye ulaşmıştır. Gelinen bu seviye 2011 yılı için yüzde 50 olan hedefin aşılabileceğine olan inancımızı arttırmıştır.
2002 yılında birçok tesisi kapanma noktasına gelmiş olan savunma sanayi sektöründe, başkanlığını yaptığımız icra konseyinde özellikle Milli Savunma Bakanım ve Genelkurmay Başkanımla birlikte bu işi şu ana kadar azimle, kararlılıkla yürüterek bu adımları attık ve bugünkü noktaya geldik. Savunma Sanayi İcra Komitesinin almış olduğu bu kararlarla büyük bir ivmeyi yakalamış bulunuyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüksek teknoloji ürünü bir çok ihtiyacını artık milli tasarım ve üretim projeleri çerçevesinde Türk şirketleriyle el ele karşılamış oluyoruz. Bununla da kalmıyor savunma sanayi ürünlerimiz dünyanın her coğrafyasında alıcı buluyor. Türk savunma sanayinin yakın bir zamanda uluslararası düzeyde üstün teknoloji ürünleriyle tanınır bir sektör konumuna geleceğine olan inancım tamdır.
Savunma sanayindeki gelişme muhakkak ki ülkemizin genel sanayi ve teknoloji gelişimiyle desteklenmektedir. Otomotiv, gemi inşaat, elektronik ve yazılım sektörlerinin imalat ve ihracatlarında son yıllarda yaşanan gelişmeleri memnuniyetle izliyoruz. Hükümetimizin büyük önem vererek desteklediği ARGE faaliyetlerindeki ciddi artış, savunma sanayimizin daha sağlam bir temel üzerinde inşa edilmesini sağlıyor. Bugüne kadar teslim edilmiş ve yakın gelecekte de TSK'ya teslim edilecek olan insansız hava araçları, modernize edilmiş uçak, helikopter ve füze sistemleri ile Türk savunma ve havacılık sanayi ülke bütünlüğü ve güvenliği noktasında tam anlamıyla bir güç çarpanı olmaya başlamıştır.
Savunma sanayi alanında attığımız adımları büyük bir kararlılıkla devam ettireceğiz. Öncelikli hedefimiz TSK'nın savunma sanayi alanında dışa bağımlılığının en aza indirilmesidir.
Başlangıçta ülkemiz ihtiyaçlarını karşılayarak yurt dışına gitmekte olan kaynakların ülkemizde kalmasını sağlayan sanayi ve havacılık sektörleri daha sonra bu birikimle uluslararası alanda ihracat güçlerini arttırmışlardır. Bugün artık savunma sanayi ülkemizin çok ihtiyaç duyduğu yüksek katma değer ve nitelikli istihdam yaratan sektörleri arasında yer alıyor. Özellikle tasarım ve mühendisliğini kendimizin yapabildiği projelerden elde edilen katma değer sadece imalat ile sınırlı kalınan sektörlere göre çok daha yüksek seviyelerdedir. Rekabet gücüne asıl büyük katkıyı bu projeler sağlıyor.''
-''BİR GÜÇ ÇARPANI''-
TUSAŞ tesislerinde bugün dünyanın önde gelen birçok havacılık şirketiyle ortak projelerin yürütüldüğünü hatırlatan Başbakan Erdoğan, ATAK Projesine büyük önem verdiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, ''Halihazırda tasarım ve üretim kabiliyeti olarak dünyada kısıtlı sayıda ülkenin sahip olduğu taarruz helikopterinin ülkemize mal edilmesi önemli bir gelişmedir. Bu durum sanayi alanında olduğu kadar savunma alanında da müttefik ülkelerimiz için bir güç çarpanı olacaktır'' dedi.
Erdoğan, projenin bölge barışının korunmasına katkı sağlayacağını da söyledi.
Kaynak: www.zaman.com.tr ... »
Avcı böcek, kene yerken görüntülendi
Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Doğanlar, iğnesiyle kan emerken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını bulaştıranın da aralarında bulunduğu kene türlerinin ''baş düşmanı'' olan ve Amanos Dağları'nda yaşayan endemik avcı böceğinin beslenme yöntemini görüntüledi.
Prof. Dr. Doğanlar, sadece Amanos Dağları'nda görülebilen, yılda bir kez döl veren ve yaşantısı boyunca 100 civarında yumurta bırakan ''Peygamber Devesi'' takımına giren endemik böcekle ilgili yaklaşık 3 yıldır araştırma yaptıklarını, doğal ortamda gözlemlediklerini, laboratuvarlarda incelediklerini ve bunların günde 20 civarında kene yediğini tespit ettiklerini kaydetti.Türkiye'nin gündemine giren kene vakalarına çözüm olarak bu avcı böcekten yararlanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Doğanlar, şöyle devam etti:
''Sadece Amanos Dağları'nda bulunan ''Eremiaphila Dagi Doğanlar'' (Mantodea: Eremiaphilidae) adındaki avcı böcek, dünyada 15-20 türü KKKA'ya neden olan virüsü taşıyan keneleri yiyerek besleniyor.Amanos Dağları'nda avcı böcekler, taşlık ve etrafında meşe çalıları bulunan alanlar yaşıyorlar. Buraların deniz seviyesinden ortalama yüksekliği bin metreye yakındır. Buralarda domuzlar ve yaban keçilerinin de bulunduğu bilinmektedir. Büyük olasılıkla bu böcekler, kene ile beslenme alışkanlığını domuz ve yaban keçisi kenelerini avlayarak kazanmış olabilirler. Bu böcekleri, laboratuvar ortamında çok çeşitli kenelerle bir araya koyduk. Böcekler, ayrım yapmadan tüm keneleri, ön bacaklarıyla tutarak, ısırıcı ve çiğneyici özelliğe sahip ağızlarıyla parçalayarak yiyorlar.''
Bu böceklerin kesinlikle insan ve diğer memeli hayvanlara bir zararı bulunmadığını vurgulayan Prof. Dr. Doğanlar, ''15-20 türün KKKA hastalığına neden olan virüsü taşıdığı bilinmektedir. Bu durum göz önüne alınırsa bu avcı böcek kene popülasyonu üzerinde etkili bir şekilde baskı oluşturabilecek bir doğal düşman olarak görülebilir'' diye konuştu.
KOORDİNELİ ÇALIŞMA VE BİLİM
Prof. Dr. Mikdat Doğanlar, bu böceğin biyolojisinin, yaşama ortamındaki ekolojik özelliklerin tespit edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Elde edilen sonuçlara göre, kenenin ve KKKA hastalığının sorun olduğu, Yozgat, Tokat, Çorum, Sivas ve hastalığın yaygın olduğu diğer yörelerde üremelerini sağlayacak şekilde salımları yapılmalıdır. Kene popülasyonunun azaltılması üzerinde kısa sürede etkili olacağını umuyoruz. Öncelikle, Tarım ve Köyişleri, Çevre ve Orman ile Sağlık Bakanlığı yetkilileri, koordineli bir şekilde konuya yönelmelidir. Kaynak sağlanarak araştırmaların hızlandırılmasına katkı sunulmalıdır.''Doğanlar, ayrıca, yararlı avcı böceğin keklik tarafından yendiğini tespit ettiklerini ifade ederek, uygulamalarda bu duruma dikkat edilmesi gerektiğine de dikkati çekti.
AA
Kaynak: www.sabah.com.tr ... »
Yerli uydu 2013'te fırlatılacak
 | | 12 Haziran'da uzaya gönderilen Türksat 3A uydusunun test çalışmaları bugün başlıyor. |
Uydu fırlatılmadan doluluk oranının yüzde 100'e ulaşması, Türksat'ı yeni uydu projeleri üzerinde çalışmaya zorladı. 4A için ön talepleri almaya başlayan yönetim, ağustos ayı içerisinde yeni uydunun özelliklerini belirleyecek. 2009'da da ihaleye çıkılacak. Kapsama alanı, Orta Asya, Ortadoğu, Güney Asya ve Afrika olacak olan 4A'nın 2011'de uzaya fırlatılması planlanıyor. Yeni proje, 4A ile de sınırlı değil. Türksat Genel Müdürü Özkan Dalbay, 4A'dan hemen sonra 5A uydusunun yapımına başlanacağını bildiriyor. 5A'nın Türk mühendisleri tarafından tasarlanıp montajının yapılacağını bildiren Dalbay, yeni uydular hakkında şu bilgileri veriyor: "3A uydusunun tasarım ve montajında mühendislerimiz görev yaptı. Testler sırasında görev yapan arkadaşlarımız var. 2011'de fırlatmayı planladığımız 4A uydusunun yapımında, Türk mühendisler görev alacak. Böylece Türkiye'de uydu üretilebilir hale gelmenin son aşaması da tamamlanacak. 5A için çalışmalar Türkiye'de başlayacak. 2013-2014'te Türk mühendisler tarafından tasarlanan, montajı yapılan ilk Türk uydusu uzaya gönderilecek." Bu arada Türksat 3A uydusunun test denemeleri bugün başlıyor. Denemeler, 25 gün süreyle uzayda yerleşeceği 31 E yörüngesinde gerçekleşecek. Arkasından da son durağı olan 42 E yörüngesinde oturacak ve buradan Çin, Moğolistan, Hindistan, Avrupa'nın tamamı, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı kapsama altına alacak. Uyduyla daha küçük çanak antenlerle bile kaliteli yayın alma imkanı elde edilecek. Ayrıca, çanak antenlerle yüksek çözünürlüklü (HD) yayınlar daha kaliteli olarak izlenebilecek.
Türk Telekom'un hızlı internette yeni bir dönemi başlatacak VDSL hizmetine rakip olmaya hazırlanan Türksat'ın Genel Müdürü Poyraz, "Türk Telekom'un VDSL ile 32 Mb hızına karşın, bizim altyapımız 33 Mb hızda internet verebilecek durumda." dedi. Genel Müdür, internet abone sayılarının da yılbaşından bu yana yüzde 50 arttığına dikkat çekti. Türk Telekom ise bu hafta içinde 32 Mb hızda VDSL2 hizmetine başlıyor. Telekom, vereceği hizmetin fiyatını da belirledi: 16 megabit 98, 32 megabit 128 YTL. İnternet servis sağlayıcıları VDSL2 sistemini Telekom'dan bu fiyata alacak. Üzerine, kâr ekleyerek, konut ve işyeri hizmetine sunacak. Servis sağlayıcıları, müşterilerden aylık 16 megabit için 129 YTL, 32 megabit için 169 YTL ücret alacak. İnternet ortamında yeni bir çığır açacak VDSL ile artık, bir şarkı indirmek için dakikalarca beklemek gerekmeyecek. Bu işlem için saniye yeterli olacak. Aboneler, 4 dakikada bir divx film indirebilecek.
Selim Kuvel
Kaynak: www.zaman.com.tr ... »
|