|
AB’nin Türkiye’ye Karşı Yaptığı Ayrımcılığın Ayıbını Paylaşmamak İçin Avrupa’dan Kaçacak Türkiye’
Fransa ve Almanya’nın Türkiye’nin AB üyeliğine itirazlarını eleştiren ‘Akil Adam’ Marti Ahtisaari, Türkiye’ye verilen sözlerin tutulmaması halinde Namibya’dan iltica hakkı isteyeceğini söyledi
“Akil Adamlar Komisyonu”nun 2. Türkiye raporunun Fransa’daki sunumu için düzenlenen toplantıya katılan eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Marti Ahtisaari, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Türkiye’ye karşı olumsuz tutumunu kastederek, “Avrupa Birliği (AB) olarak sözümüzü tutmazsak ne hale geliriz?” sorusunu sordu ve sorduğu soruya kendisi yanıt vererek, “Ben Namibya’dan iltica talep edeceğim” dedi.
Nobel Barış Ödülü sahibi Ahtisaari, Fransa Uluslararası İlişkileri Enstitüsü(IFRI) merkezinde yaptığı toplantıda, Türkiye’nin adaylığının resmen kabul edildiği ve Türkiye’ye diğer ülkelerle aynı kriterlerin uygulanacağının karar altına alındığı 1999’daki AB Helsinki Zirvesi sırasında iktidarda olduğunu hatırlattı.
Ahtisaari, “Fransa’da eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac olmasaydı o zirvede bu karar alınmazdı” şeklinde konuştu. Akil Adamlar grubu oluşturulmasının fikir babası olduğunu belirten Marti Ahtisaari, ilk rapordan beri müzakere sürecinde yavaşlama olduğunu kabul etti, ikinci raporu kaleme alma girişiminin bu yavaşlama sonucu olduğunu sözlerine ekledi.
Sarkozy, Türkiye’ye borçlu
Fransa eski Başbakanı ve komisyon üyesi Michel Rocard ise, Avrupa’nın politik bir güç olma projesinin artık sona erdiğini, “50 yıllık federal Avrupa rüyamdan vazgeçtim” sözleriyle dile getirdi. “Politik Avrupa ikiyüzlülüğünden vazgeçelim. AB’nin en iyi yapmayı bildiği iş, kavgalı ülkeleri barıştırmak. İşte Almanya-Fransa, işte Almanya-Polonya, Macarlarla Romenler tarih boyunca savaştı. Avrupa onları bile uzlaştırdı. Katılım süreci Ermenistan, Kıbrıs, Kürt sorunu gibi konulara da ciddi katkı sağlıyor” diyen Rocard, “Kaldı ki, Sarkozy, Suriye ile olan yakınlaşmasını Türkiye’ye borçlu” ifadesini kullandı.
Reformlar yavaşladı
Komisyonun raportörü Avusturyalı diplomat Albert Rohan da, süreçte gözlenen olumsuzluklara rağmen birçok sorunun çözümünde olumlu işaretler olduğunu kaydederek bunları şöyle sıraladı:
- Kıbrıs’ta müzakereler umut veriyor, belki de sorunun çözümü için son şans, desteklenmesi gerekir.
- Kürt meselesinde pozitif adımlar atıldı, Türkiye’nin bu müzmin sorunu belki de çözüme kavuşacak.
- Bölgesel politikalarda Türkiye tüm komşularla ilişkilerini düzeltti, Ermeni sorununda daha geçen hafta bir mutabakat belgesi açıklandı. Bütün bu olumlu adımların AB’ye katılım süreciyle doğrudan bağlı olduğunu savunan Albert Rohan, Türkiye’de reformların yavaşladığı hususunun bir gerçek olduğunu belirtti. Rohan, Avrupalı kimi yöneticilerin olumsuz tavrının hem Avrupa kamuoylarını hem de Türk kamuoyunu olumsuz etkilediğini kaydederek müzakere başlıklarının bloke edilmesinin, verilen taahhütlerle çeliştiğini vurguladı. Rohan, “Bu durum hükümetin cesaretini kırdı. Ayrıca bildiğimiz iç politik gelişmeler süreci yavaşlattı” dedi.
Kaynak: www.abhaber.com ... »
Le Monde: Avrupa Türkiye'ye karşı kendini toparlamalı
Le Monde gazetesi Avrupa'nın kendini Türkiye karşısında toparlayarak müzakerelerin sürüncemede kalmasına izin vermemeli dedi.Gazetenin haberi şöyle:
Türkiye'nin adaylığının kendisine sunduğu fırsatları kaçırmak istemiyorsa, bir güç rolü oynamayı hedefleyen Avrupa kendini toparlamalıdır. Zira Türkiye, AB'ye Müslüman dünyasıyla aracılık veya dış politikasında Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya gibi özellikle enerji bakımından oldukça stratejik çıkarların olduğu çeşitli bölgelere açılmak gibi çeşitli fırsatlar sunmaktadır.
Avrupa kendini toparlamalı, zira Türk müzakere dosyasının sürüncemede kalmasına izin vererek, en sonunda değerli bir partnerini kaybetme durumuna geldi. Nitekim 7 Eylül Pazartesi günü, aralarında 2008 Nobel Barış Ödülünün sahibi Finlandiya Eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtissaari, Fransa Eski Başbakanı Michel Rocard ve eski AB Komiseri Emma Bonino'nun bulunduğu bir grup Avrupalı siyasinin ortak çağrısı da bu yöndeydi (2008 yılında vefat eden Polonya Eski Cumhurbaşkanı Bronislaw Geremek de bu çalışma grubunda yer alıyordu).
Avrupa Birliği, Aralık 2004'te Türkiye ile katılım müzakerelerini başlatma kararı aldı. "Adaylığı" 1999 yılında tanınmış ve birliğe katılabilmek için 1963 yılından bu yana aday olan bir ülke söz konusu... Peki süreç nasıl kurtarılabilir? Bağımsız Türkiye Komisyonu, 7 Eylül'de yayımladığı raporunda, müzakere başlıklarının yarısının askıda olması sebebiyle sürecin bugün duraklamada göründüğüne dikkati çekiyor.
Raporda ayrıca son zamanlarda ortaya çıkan "kısır döngünün" de kırılması gerektiği ifade ediliyor. Zira kendisine yönelik dışlama veya çekimserlik mesajlarıyla Türkiye en sonunda birliğin tüm kriterlerine uyduğu gün bile asla üye olamayacağı hissine kapıldı. Bu durum, üyelik hedefinin iç değişiminde çekici bir güç etkisi yarattığı ülkede, reformların yavaşlamasına ve 2000 ila 2005 yılları arasında görülen gelişme döneminin sona ermesine neden oldu. Reformların yavaşlığı da karşılığında, bazı Avrupalıların Türkiye'nin üyeliğine karşıtlılığını besledi.... ve böylece çember tamamlandı.
Rapora göre bu durumdan çıkabilmek için verilen taahhütlere dönmek Avrupa'nın sorumluluğu. Kısacası, tüm hükümetlerin 2005 yılında onayladığı "müzakerelerin ortak hedefi üyeliktir" kararını yeniden ifade ederek inandırıcılığına kavuşmak. Rapora göre bu karar müzakerelerin sonlanacağı anlamına gelmiyor, ancak en azından rotanın korunmasını sağlıyor.
-- Popülist bir bahane --
Bağımsız Komisyon, seçim endişesiyle Türkiye'ye yönelik olumsuz tutum sergileyen politikalara karşı ağır ithamlar yöneltiyor. İsim verilmeden, üyelik yerine "imtiyazlı ortaklık" önerisinde bulunan Nicolas Sarkozy ile Alman Başbakan Angela Merkel eleştiriliyor. Raporda imtiyazlı ortaklık için "popülist bahane" ve kimsenin tam olarak içeriğini açıklayamadığı belli belirsiz bir çözüm ifadeleri kullanılıyor.
Türkiye 2008 yılında AB'nin 124 ortak bildirisinden 109'unu destekledi. Önemli bir müttefik olan Türkiye, Bosna ve Kosova'da Avrupa'nın büyük misyonlarına katılıyor, ayrıca Afganistan'da da Türk birlikleri bulunuyor. Raporda Türkiye'nin bölgesel politikasının, dış hedeflerini gerçekleştirebilmeyi isteyen Avrupa için önemli bir koz olduğu vurgulanıyor.
Kaynak: www.abhaber.com ... »
İşte Türkiye'nin AB üyeliğine soğuk yaklaşan ülkeler
Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in geçtiğimiz hafta sonu Stockholm'de,"Türkiye'nin AB üyeliğine başka ülkelerde karşı" şeklindeki açıklaması son günlerde Fransız yetkililer tarafından sıkça dile getiriliyor.
Fransa`nın Avrupa İşleri Bakanı Pierre Lelouche'de aynı açıklamayı geçtiğimiz günlerde Fransa'daki basın yayın organlarına yapmıştı.Fransız yetkililerin adlarını vermekten kaçındığı Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan birlik ülkeleri peki hangileri.İşte ABHaber bu sorunun cevabını AB koridorlarında aradı.
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan ülkeler sırasıyla Almanya, Fransa, Danimarka, Avusturya Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi,Lüksemburg ve Hollanda. Almanya'da Sosyal Demokratlar Türkiye'nin AB üyeliğini desteklese de fazla sesleri çıkmıyor.Almanya'nın Türkiye politikasında belirleyici olanın Merkel anlayışı olduğu gözleniyor.
Bu ülkelerden Hollanda önceki yıllarda Türkiye'nin AB üyeliğine sıcak yaklaşırken son birkaç yıldır Türkiye'nin AB üyeliğine sessiz (kapalı kapılar ardında) muhalefet ediyor.Ancak Hollanda ve Lüksemburg, seslerini diğer ülkeler gibi çıkartmıyor.
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ise sürekli Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyoruz diye kamuoyu önünde açıkça 'yalan' söylüyorlar.İki ülkenin Türkiye'ye taktik destek verdiği biliniyor.Bu iki ülke Türkiye'nin AB yolunu tıkamak isteyen birlik içindeki tüm ülke ve çevrelerle işbirliği yapıyorlar.Doğrudan Türkiye'yi hedef almadıklarını göstermek içinde Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyoruz diye Ankara'ya mesaj gönderiyorlar.
ABHaber'e konuşan bir AB gözlemcisi, ''Yunanistan Türkiye'nin AB üyeliği yolunu 1980 yıllarından başında birliğe üye olması sonrası 2000 yıllara kadar tıkadı bir anlamda misyonunu tamamladı.Şimdi o misyonu Kıbrıs Rum Yönetimi ve Sarkozy gibi yöneticiler devralmış durumda. Amaç Türkiye'yi AB dışında tutmak. Yunanistan ve Rumlar devlet politikası olarak Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyoruz açıklamalarıyla,AB'de kapalı kapılar ardında Türkiye konusunda izledikleri politikalar tamamen zıt'' diye konuştu.
Kaynak: www.abhaber.com ... »
Akil Adamlar raporu ilk kez Zaman Online'da yayınlanıyor
Avrupa'nın eski devlet adamlarından oluşan Bağımsız Türkiye Komisyonu, hazırladığı son raporda önemli tespitlerde bulundu. Brüksel'de açıklanacak rapora Zaman ulaştı. 'Akil Adamlar' olarak adlandırılan komisyon, Türkiye'nin AB sürecinin yavaşladığı ve bir kısır döngünün oluştuğuna dikkat çekti.
Tıkanmanın faturası ise Türkiye aleyhine açıklamalar yapan Avrupalı liderler ile 'laiklik kisvesi altında' AK Parti hükümetini devirmeye çalışan çevrelere kesildi. Başkanlığını Nobel ödüllü eski Finlandiya cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari'nin yaptığı 'akil adamlar', 52 sayfalık raporlarında, yaşanan kısır döngünün kırılması için Avrupalı hükümetleri, 'verdikleri taahhütlerin arkasında durmaya ve Türkiye'ye adil davranmaya' çağırdı. Komisyon, Türk hükümetinden de, yeni anayasanın yer aldığı reform sürecini canlandırmasını istedi.
"Avrupa'da Türkiye: Kısır Döngüyü Kırmak" başlığını taşıyan raporda, Türkiye'deki reform sürecinin yavaşlamasına sebep olan etkenler tek tek sıralandı. Bunların başında, "hükümeti devirme planları, AK Parti'nin kapatılması için açılan dava ve ordunun kamuoyuna açık şekilde yaptığı müdahale tehdidi" sayıldı. Türkiye'nin, bölgesinde kriz çözücü güç haline geldiğine işaret edilen metinde, Kıbrıs müzakerelerinin başarısız olması durumunda ciddi bölünmelerin yaşanacağı uyarısı yapıldı. Akil adamlar, Türkiye'de irtica tehlikesinin bulunmadığının da altını çizdi.
İŞTE O RAPOR: RAPORU OKUMAK İÇİN TIKLAYIN ... »
Kaynak: www.zaman.com.tr ... »
|