Sarkozy, AB ortak tutum belgesinden 'katılım' kelimesini çıkarttı
Türkiye ile AB arasındaki en yüksek karar organı olan Türkiye-AB Ortaklık Konseyi için AB ortak tutum belgesinden Fransa'nın girişimiyle 'katılım' kelimesi çıkartıldı.
Türkiye'yi, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın temsil edeceği 27 Mayıs Salı günü yapılacak Ortaklık Konseyi toplantısında öncesi Brüksel'de biraraya gelen AB Daimi Temsilciler Komitesi COREPER toplantısında Fransa'nın daimi temsilcisi Türkiye ile müzakerelerin uçu açık yapıldığını hatırlattı ve Türkiye'ye bu aşamada tam üyelik için garanti veremeyiz diyerek AB ortak tutum belgesindeki tüm katılım ifadelerinin çıkarılmasını sağladı.
Bunun üzerine Türkiye'nin gönlünü almak için Türkiye tam üyelik için çalışmaya devam etmeli ve müzakereci ülke olan Türkiye'ye ayrımcılık yapılmaması ifadesinin yer aldığı bir paragraf eklendi.
ABHaber'e telefonla bilgi veren AB üyesi ülkenin bir diplomatı, ''Sarkozy'nin Türkiye konusunda izlediği politikanın kimseye yararı olmadığı gibi Fransa'ya ise hiç bir yararı yok'' dedi.
AB diplomatı, ''sorunun ciddi olduğunu ortada AB'nin inandırıcılığı ve saygınlığı söz konusu olduğuna dikkati çekerek Fransa'nın onayı ile Türkiye aday ülke oldu. Yine Fransa'nın onayı ile Türkiye'yle müzakereler başlatıldı. Şimdi kalkıp ben vazgeçtim diyemezsiniz. Eğer diyeceğiniz bir şey varsa, katılım müzakereleri sonrası dersiniz'' diye konuştu. AB'nin birçok sorunu bulunduğunun altını çizen AB diplomatı, şimdi çıkıp birde Türkiye krizi çıkarmak kimin çıkarına ve işine yarayacak bunu AB'de anlamakta birçok çevre güçlük çekiyor şeklinde konuştu.
Öte yandan Kıbrıs konusunda AB ortak tutum belgesinde iki lider tarafından başlatılan görüşmelere BM çerçevesinde ve AB prensipleri temelinde bulunacak bir çözüme AB'nin destek vermesi istendi.
Kıbrıs'la ilgili AB anlaşmasının 6 maddesine atıfta bulunulduğu AB ortak tutum belgesinde Ankara anlaşmasını Türkiye'nin uygulaması ve Rum Kesimiyle ilişkilerini normalleştirmesi çağrısında bulunuldu. AB ortak tutum belgesinde Rum tarafının uluslararası örgütlere katılımının Türkiye tarafından veto edilmemesi ifadesine yer verildi.
ABHaber'in bir başka AB yetkilisinden aldığı bilgiye göre Türkiye konusunda Paris'in iç kamuoyuna oynamaya devam ettiği bu bağlamda AB ortak tutum belgesinin 2007 ile büyük bir farkı olmadığını kaydetti.
Kaynak:
www.abhaber.com ... »
Fransa'nın AB'den sorumlu eski bakanı Pierre Moscovici iktidardaki UMP partisinin Türkiye'nin AB üyeliği için referandum istemesi için "70 milyonluk bir ülkeye böyle bir muamele kabul edilemez. Bu çok utanç verici" dedi. Liberation gazetesi de "Referandumdan 'hayır' çıkarsa Türkiye ve Türk halkı Fransa'yı asla affetmez" yorumu yaptı.
Kaynak:
www.sabah.com.tr ... »
Fransa'yı küçük ülke yapacağı için Türkiye'nin AB üyeliğine karşıyız
Cumhurbaşkanı Sarkozy'ye yakın siyasetçilerden olan Lefebvre, coğrafya tezini Dışişleri'nin uyarısıyla değiştirdiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'ye yakın siyasetçilerden ve iktidar partisi UMP'nin sözcüsü Frederic Lefebvre'den Zaman'a itiraf gibi açıklama geldi. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin dengeleri altüst edeceğini ve Fransa'yı daha da küçülteceğini söyleyen Lefebvre, sert muhalefetin sebebini 'Türkiye'nin büyüklüğü' olarak açıkladı.
Fransa'da Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği için referandum düzenlenmesi şartının korunması için girişim başlatan iktidar partisi Halk Hareketi Birliği'nin (UMP) sözcüsü Frederic Lefebvre, Türkiye'ye karşı sert muhalefetlerine gerekçe olarak Türkiye'nin büyüklüğünü gösterdi. Bu hafta Fransız Parlamentosu'na sunacakları "Türkiye önergesini" Zaman'a değerlendiren Fransız siyasetçi, "Türkiye'nin üyeliği, Avrupa'nın dengesini altüst edecek ve Fransa'yı daha küçük bir ülke haline getirecek. Oysa şimdi, Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden birisi." dedi. Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'ye yakın siyasetçilerden birisi olan Lefebvre, şimdiye kadar coğrafya üzerine kurdukları argümanlarını, Fransız Dışişleri Bakanlığı'nın 'Türkler yanlış anlar' uyarısı üzerine değiştirdiklerini açıkladı.
Fransız Parlamentosu'nda bu hafta görüşülecek olan kurumlar reformu paketi, önceki Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından anayasaya konan, Hırvatistan'ın ardından AB'ye girecek olan tüm üyeler için Fransa'da referandum yapılması şartının kaldırılmasını ve tercihin cumhurbaşkanına verilmesini öngörüyor. Fakat, Ermeni asıllı siyasetçi Patrik Deveciyan yönetimindeki UMP, bu şartın Türkiye için devam etmesi için değişiklik önergesi verdi. Önerge, geçtiğimiz hafta Fransa Milli Meclisi'nin Hukuk Komisyonu'nda kabul edildi. Frederic Lefebvre, geçtiğimiz günlerde önergeyle ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupalı olmayan ve başkenti Avrupa'da bulunmayan" ülkelerin paketin kapsamı dışında bırakılmasını istediklerini bildirmiş ve bunun Türkiye'yi dışarıda bırakmak için yeterli olacağını söylemişti. Fransız siyasetçi, kendi Dışişleri'nin araya girmesiyle coğrafya argümanından vazgeçtiklerini ve önergeyi nüfus argümanı üzerinden sunmaya karar verdiklerini bildirdi.
"Türkler bunun sadece kendileri için yapıldığını zannederler" uyarısı aldıklarını belirten Lefebvre, "Aynı zamanda dost olan Türk halkının hedef olmaması ve metnin sadece onlara karşı yapıldığı izleniminin verilmemesinin yollarını aradık... UMP olarak, Avrupalı mı değil mi kriterini bırakarak yeni bir kriter seçtik: nüfus kriteri. Tartışma bunun üzerinden olacak." şeklinde konuştu.
UMP yönetimi, girişimleri Sarkozy'nin ticari kaygılarla kazanmaya çalıştığı Türkiye ile ilişkilere yeni bir darbe vurmasın diye argümanlarını değiştirse de önergenin hazırlanma sebebi ve tek amacı Türkiye. UMP yetkilileri, kendi aralarında belgeyi "Türkiye önergesi" olarak nitelendiriyor.
UMP'nin sunduğu değişiklik önergesi, AB'nin toplam nüfusunun yüzde 5'inden fazla nüfusu olan ülkelerin AB'ye üyeliklerinin Fransız halkına sorulmasını öngörüyor. Fransız iktidarının endişesi, Türkiye'nin üye olması durumunda AB içerisinde Fransa'dan daha fazla gücünün olacak olması. Önergede, bu durum rakamlarla anlatılmaya çalışılıyor. Bugün Türkiye'nin üye olması halinde, AB Konseyi'nde 31 oya sahip olacağı, oysa Fransa'nın 29 oyu olduğu, Türkiye'nin Avrupa Parlamentosu'nda 85 koltuğu olacağı, oysa Fransa'nın 78 koltuğu olduğu ve Türkiye'nin 71 milyonluk nüfusuyla AB nüfusunun yüzde 7'sini oluşturacağı ifade ediliyor. Lizbon Anlaşması'yla, AB'nin organizasyonunun nüfus üzerinde şekilleneceğini ve ülkelerin nüfusları oranında ağırlığa sahip olacaklarını kaydeden UMP sözcüsü, Fransa'nın Avrupa'daki ağırlığını ve çıkarlarını gözetmesinin hakkı olduğunu söyleyerek önergeyi savunmaya çalışıyor.
Bütün aday ülkeler için referandum tercihinin cumhurbaşkanına verilmesine neden karşı oldukları yönündeki soruya ise Fransız siyasetçi, Sarkozy'ye bu konuda güvendiklerini, Türkiye'nin üyeliği söz konusu olursa referandum düzenleyeceği yönünde söz verdiğini, fakat sonrasından emin olmadıklarını söyledi. Yeni reforma göre Sarkozy'nin en fazla iki defa cumhurbaşkanı olabileceğini hatırlatan Lefebvre, "Ondan sonra kimin geleceğini kimse bilmiyor. Bir cumhurbaşkanının, gelecekte Fransızlara verilen bu gücü ellerinden almasını istemiyoruz." şeklinde konuştu.
UMP olarak amaçlarının Türkleri ve Türkiye'yi incitmek olmadığına inandırmaya çalışan Lefebvre, Türkiye'nin yarım asırlık AB tarihini görmezlikten gelerek Kanada, İsrail, Çin, Rusya ve Fas gibi ülkelerle karşılaştırarak bu ülkeler AB'ye girmek istediğinde onlar için de referandum yapılacağını ifade ediyor. Fransa Milli Meclisi ile senatonun ortak oturumunda ele alınacak olan anayasa değişikliği paketinin kabul edilebilmesi için parlamentonun beşte üçünün onayı gerekiyor. Sarkozy tarafından hazırlattırılan reform paketinin geçmesi için muhalefetteki sol partilerin de desteği gerekiyor.
Otuza yakın UMP'li parlamenter tarafından imzalanan önerge, UMP Genel Sekreteri Patrik Deveciyan, Ermenilerin yoğun yaşadığı Bouches de Rhone bölgesinden milletvekili Richard Mallie ve sözcü Lefebvre tarafından hazırlandı. Önergeye imza koyan milletvekillerini 6 Mayıs'ta kabul eden Cumhurbaşkanı Sarkozy de girişime destek veriyor. Önergeye anamuhalefetteki Sosyalist Parti'den eleştiri gelmeye başladı. Eski milli eğitim bakanı Jack Lang, önergenin Türkleri "yaralayacağını" bildirerek "evet" demeyeceğini açıkladı. Türkiye'nin üyeliğinin on yıldan önce gündeme gelmeyeceğine dikkat çeken Lang, "Uzun yıllar Sovyetlere ve Saddam Hüseyin'e kale olmuş olan, Fransız endüstrisine ev sahipliği yapan bu çok büyük ülkeyi bir kere daha incitmeye gerek var mı?" şeklinde tepkide bulundu.
Eski AB bakanı: Türkiye'ye yapılan utanç verici
UMP'nin Türkiye önergesine ilişkin Liberation gazetesine konuşan Sosyalist Parti'nin önde gelen isimlerinden, eski Avrupa Bakanı Pierre Moscovici ise, nüfus argümanıyla hedefin sadece Türkiye olmadığı izleniminin verilmeye çalışıldığını; fakat "önergenin sadece Türkiye'yi damgaladığını çünkü Türkiye'nin üyelik müzakereleri yapan tek büyük ülke olduğunu" söyledi. "70 milyonluk bir ülkeye böyle muamele edemeyiz. Bu utanç verici." diyen Fransız siyasetçi, değişiklik önergesinin kabul edilmesi halinde Sosyalist Parti'nin anayasa değişikliğini oylamayacağını düşündüğünü kaydetti. Önergenin kabulü durumunda Türkiye'nin "böyle bir aşağılanmayı hiç kabul etmeyeceğini" ileri süren Liberation ise "Bunun faturası hem ekonomi hem de siyasi olarak ödenecek. Ve tüm Müslüman ülkeleri, Fransızların olumsuz oyunu, kendilerine yönelik bir hakaret olarak da değerlendirecek. Kim, kampanyanın bu ülkenin dini üzerinden olmayacağına inanabilir? Her referandum, ayrıca, en kötü ırkçı eylemlere, kazalara yol açma riski taşıyor." yorumunda bulundu.
Ali İhsan Aydın
Kaynak:
www.zaman.com.tr ... »
Fransa'daki iktidardaki Halkın Hareketi Birliği'nin (UMP) AB üyeliği için referandum koşulunu Türkiye için korumak istemesi tartışmaya sebep oldu.
Liberation gazetesi, referandumdan "hayır" çıkması halinde "Türkiye, böyle bir aşağılanmayı hiçbir zaman affetmez" derken, AB'den sorumlu eski bakan Pierre Moscovici de, "70 milyonluk bir ülkeye böyle bir muamele yapılamaz. Utanç vericidir" ifadesini kullandı.
Liberation gazetesi, Fransız cumhurbaşkanlığının, "Türkiye karşıtı" referanduma sonunda evet dediğini belirterek Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, selefi Jacques Chirac döneminde AB üyelikleri için getirilen referandum zorunluluğunu kaldırmak istediğini ancak partisinin milletvekillerinin referandum koşulunun Türkiye için korunmasını "empoze etmeye başardıkları"nı yazdı.
Fransız Meclisi Hukuk Komisyonu'nun referandum koşulunun AB nüfusunu en az yüzde 5'ine eşit ülkeler için korunmasını kabul ettiğine işaret eden gazete, referandumdan "hayır" çıkması halinde Türkiye'nin tepkisine ilişkin şu uyarı yaptı: "Türkiye, böyle bir aşağılanmayı hiçbir zaman affetmez ve bunun (Fransa için) faturası hem ekonomi, hem de siyasi olarak ödenecek. Ve tüm Müslüman ülkeleri, Fransızların olumsuz oyunu, kendilerine yönelik bir hakaret olarak da değerlendirecek." Liberation, bu çerçevede Fransa'nın AB İşlerinden Sorumlu Eski Bakanı sosyalist Pierre Moscovici'nin görüşlerine de yer verdi.
1997-2002 döneminde görev yapan Moscovici de "70 milyonluk bir ülkeye böyle bir muamele yapılamaz. Utanç vericidir" dedi.
Cumhurbaşkanlığı sarayının (Elysee) İngiltere için de bir referandum düzenlediğini anımsatarak halka danışılmasının "normal" olduğu argümanına karşı Moscovici "Eğer, Sarkozy için bir yenilgi anlamına gelen bu düzenleme korunursa Sosyalist Parti'nin anayasa reformu lehinde oy kullanacağını sanmıyorum" şeklinde konuştu.
Kaynak:
www.zaman.com.tr ... »