 |
| 3.9 milyon avroya rüya gibi yat
Polyester teknelerin kalıba dökülmesi sırasında kullanılan jerkod maddesinin suya temas eden teknelerde osmos sürecini başlattığını ve tekne yüzeyinin çabuk bozulmasına yol açtığını söyleyen Çambol, firma olarak ürettikleri epoksi teknelere ise 10 yıl garanti verebildiklerini aktardı. Neticede daha hafif, daha hızlı ve daha dayanıklı olan Türk teknelerinin hızla isim yapmaya başladığını söyleyen Kemal Çambol, küçük tekne üretimine ise girmeyeceklerini belirtti. |
Lüks yat oh ne rahat!
Türkiye’nin yoğun emek gücü sayesinde epoksi kompozit malzeme ile üretilen hafif, hızlı ve dayanıklı 3.9 milyon avroluk ultra lüks süper yat ‘Peri 29’dan yılda altı tane üretilmesi planlanıyor
LÜKS YATIN FOTOĞRAFLARI İÇİN TI KLAYINIZ ... »
MAHİR VARLI
ANTALYA Serbest Bölgesi'nde faaliyet gösteren ‘Peri Yacht’ adlı tekne üretim firması, 29 metre uzunluğunda tasarlanan ‘Peri 29’ adlı ultra lüks süper yatı denize indirip tanıtımını yaptı. 3.9 milyon avroluk süper yatın konforu ise görenleri şaşırttı. Epoksi kompozit malzemeden imal edilen ultra lüks yatın, Avrupalı benzerlerine göre yüzde 30 daha ucuz olduğu ve daha az yakıt tükettiği belirtildi.
‘Peri Yatch’ firmasının kurucu ortaklarından Kemal Çambol, Satış ve Pazarlama Müdürü Beril Öztunalı ve İşletme Koordinatörü Fikri Bayhan, Antalya Serbest Bölgesi'nde ‘Peri 29’un tanıtımına katıldı. Bibich ve Quantum adlı iki modeli bulunan 6.40 metre enindeki yatın imalatında emsallerinin aksine sağlamlık, uzun ömür ve güçlü performansı yakalamak adına polyester ve vinilester reçineler değil, uygulaması daha zor ve pahalı olan epoksi malzeme kullanıldığı belirtildi. Her biri kendi banyosu, sofistike eğlence sistemleri ve geniş depolama alanlarına sahip bir master kabini, bir VIP kabini ve birbirinin aynısı olan iki misafir kabinine sahip Peri 29’un saatte 22 deniz mili hızla seyredip maksimum 28 deniz mili hıza ulaşabildiği kaydedildi. 2 x 1500 beygir gücünde MTU motorların bulunduğu teknede modern seyir ve haberleşme cihazlarıyla donatılmış iki kontrol istasyonu bulunuyor. Yatta motorlar, pervaneler ve bütün ana işlevler, iki ayrı kontrol merkezinden kumanda edilebiliyor. Ana bilgisayardan kontrol edilen kapalı devre kamera, güvenlik ve alarm sistemleri bulunan yeni seri, jetski de dahil olmak üzere çeşitli su sporları araçlarıyla donatılmış olan yat RINA Charter Class klasifikasyonuna sahip.
YILDA 6 YAT ÜRETİLECEK
Bu yatların imalatını 3 ay gibi kısa bir süreye indirebildiklerini söyleyen Kurucu Ortak Kemal Çambol, üretim süresinin 2 aya düşürüleceğini ve bu tekneden yılda 6 adet üreteceklerini söyledi. Lüks tekne üretiminin yoğun emek gerektirdiğini ifade eden Çambol, tekne üretim sektöründeki giderin yüzde 50'sini işgücünün oluşturduğunu belirtti.
Türkiye'de, bu alandaki işgücü giderinin tekne üretiminde marka olan İtalya'daki işgücü giderinden 5 kat daha az olduğunu anlatan Çambol, Türkiye'nin bu nedenle emek gücüne daha fazla ihtiyaç duyan epoksi kompozit tekne imal edebildiğini ifade etti. Epoksi teknelerin daha dayanıklı ve hafif olduğunu söyleyen Çambol, bu nedenle yerli üretim teknelerin Avrupa'daki polyester yatlara göre daha küçük motorlarla aynı performansı sunabildiğini söyledi. Sonuçta yakıt tüketiminde de yüzde 20'lik bir avantaj sağlayan Türk teknelerinin marka oluş sürecini çok hızlı kat ettiğini ifade eden Kemal Çambol, “Şu an hangarımızda tamamlamak üzere olduğumuz 37 metrelik bir teknemiz var. İnşası 20 ay önce başladı. Bu tekne suya inmek üzere… Tekne daha kızaktan inmeden yüzde 40 oranında değer kazandı. Tabii bu her zaman olacak bir değerlenme değil. Ama marka olma sürecindeki firmalarımızın imalatları her yıl en az yüzde 10- 15 oranında değerleniyor diyebiliriz” dedi.
AVRUPA'DAN DAHA KALİTELİ
Teknenin imalat sürecinde imalatçıların marka olma çalışmaları yürüttüğü ve bu çalışmaların o esnada fiyata pozitif yansıdığını ifade eden Çambol, “Aynı zamanda tekne üretimi ne kadar uzarsa o kadar işgücü kullanılıyor. Süre ne kadar uzarsa Avrupa'ya göre fiyat avantajımız o oranda artıyor. Bu makasın çok açılması bizim fiyatımıza da artı olarak yansıyor. Bizim teknelerimiz hala kalitesine rağmen yüzde 30 oranında daha ucuz” dedi.
Polyester teknelerin kalıba dökülmesi sırasında kullanılan jerkod maddesinin suya temas eden teknelerde osmos sürecini başlattığını ve tekne yüzeyinin çabuk bozulmasına yol açtığını söyleyen Çambol, firma olarak ürettikleri epoksi teknelere ise 10 yıl garanti verebildiklerini aktardı. Neticede daha hafif, daha hızlı ve daha dayanıklı olan Türk teknelerinin hızla isim yapmaya başladığını söyleyen Kemal Çambol, küçük tekne üretimine ise girmeyeceklerini belirtti. (dha)
Kaynak:
www.radikal.com.tr ... »
Petrol ve doğalgaz rezervlerini geliştirmek ve üretimini artırmakla görevli kamu şirketi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Karadeniz'den oldukça umutlu.
Şirket, Orta Asya enerji kaynaklarına komşuluk eden hırçın denizin altında bulunan büyük miktardaki petrolü çıkarmak için projeler geliştiriyor. TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, bu konuda kendinden oldukça emin. Karadeniz'deki alan tam kapasite ile faaliyet göstermeye başladığında Türkiye'nin net petrol ihracatçısı hale geleceğini düşünüyor.
Mehmet Uysal, İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times'a Karadeniz'deki petrol varlığı ile ilgili iddialı konuştu. Genel Müdür Uysal'ın TPAO'nun iddialı büyüme planlarını aktaran İngiliz gazete, söz konusu planların gerçekleşmesi halinde Türk şirketin önemli bir Ortadoğu oyuncusu haline geleceği yorumunda bulundu. Uysal, Financial Times'a yaptığı değerlendirmede, Karadeniz'de büyük petrol rezervleri bulunduğunu ifade ederek, "Sismik araştırmalar, 10 milyar varillik rezervin olduğunu gösteriyor. İlk kuyuyu 2010'da açmayı ve 2015'ten sonra tam üretime ulaşmayı planlıyoruz." dedi. TPAO, Karadeniz'deki faaliyetlerini, derin suda arama ve kuyu açma faaliyetleri konusunda tecrübeli olan, Brezilya'nın Petrobras şirketi ile gerçekleştirecek. Uysal, Petrobras ile Karadeniz ile ilgili beş yıllık bir anlaşma yaptıklarını kaydetti. Anlaşma, Batı Karadeniz sahillerindeki iki bloku kapsıyor. Uysal, "Şimdiye kadar Petrobras, mevcut anlaşma çerçevesinde 400 milyon dolardan fazla bir yatırım yaptı ve anlaşma genişletildiğinde yatırımlarını artırmalarını bekliyoruz." diye konuştu.
TPAO daha önce Karadeniz'de başka petrol şirketleri ile de petrol arama çalışması yapmıştı. Bu duruma atıf yapan Financial Times, yeni durumun bölgede rezerv olmadığına inanarak, TPAO ile ortak çalışmalarından vazgeçen Chevron ve British Petroleum (BP)'a darbe olduğunu yazdı. Karadeniz'deki bulguların Hazar Denizi ve Ortadoğu bölgelerinde Türkiye'ye petrol satanları da etkilemesinin beklendiğini belirten gazete, "Sayın Uysal, yeni petrol alanının, tam kapasite ile çalıştığında, geçen yıl petrol ithalatı 33 milyon tonu bulan Türkiye'yi büyük bir petrol ithalatçısından net ihracatçısına dönüştüreceğini de tahmin etti." ifadelerini kullandı.
Kaynak:
www.zaman.com.tr ... »
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Ocak-Haziran döneminde Türkiye'nin ihracatı yüzde 36.07 artışla 67 milyar 138 milyon 84 bin dolara ulaştı.
TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Mersin'in Tarsus ilçesinde, Berdan 2 tesislerinde düzenlediği ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in de katıldığı toplantıda, haziran ayı ihracat rakamlarını açıkladı.
Satıcı'nın açıkladığı verilere göre, Türkiye'nin 2008 Haziran ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 34.88 artışla 12 milyar 74 milyon 26 bin dolara yükseldi.
Ocak-Haziran döneminde Türkiye'nin ihracatı yüzde 36.07 artışla 67 milyar 138 milyon 84 bin dolara ulaştı.
Haziran ayı itibariyle son bir yıllık ihracat ise yüzde 29.93 artışla 123 milyar 762 milyon 644 bin dolara çıktı.
İhracatın sektörler bazında yüzde 88.95'i sanayiden
Türkiye'nin haziran ayında yaptığı ihracatın sektörler bazında yüzde 88.95'i sanayiden, yüzde 8.44'ü tarımdan, yüzde 2.61'i ise madencilikten geldi.
Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 71.54 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı yüzde 20.23 payla taşıt araçları ve yan sanayi oluşturdu.
Aynı dönemde en yüksek ihracat artışı, yüzde 116.45 ile demir çelik ürünlerinde, ikinci olarak yüzde 67.23 ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinde oldu.
Haziran ayında ihracatında gerileme yaşanan ürünler yüzde 7.02 ile zeytin ve zeytinyağı, yüzde 6.55 ile hazır giyim ve konfeksiyon, yüzde 5.89 ile kesme çiçek ve yüzde 3.37 ile kuru meyve ve mamullerinde gerçekleşti.
Miktar olarak en fazla ihracatı aynı ay, 10 milyar 740 milyon 23 bin dolarla sanayi sektörü gerçekleştirdi. Haziran ayında tarım sektöründe 1 milyar 19 milyon 254 bin dolar, madencilik sektöründe ise 314 milyon 749 bin dolarlık ihracat rakamına ulaşıldı.
1 milyar dolar ve üzerinde aylık ihracat gerçekleştiren alt sektörler ise 2 milyar 442 milyon 285 bin dolarla taşıt araçları ve yan sanayi, 2 milyar 294 milyon 271 bin dolarla demir çelik ürünleri, 1 milyar 340 milyon 942 bin dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 1 milyar 333 milyon 196 bin dolarla hazır giyim ve konfeksiyon olarak sıralandı.
Haziran ayında Türkiye ihracatında ilk 20 ülke ise Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, İtalya, İngiltere, Rusya, Fransa, Romanya, İspanya, ABD, Irak, Suudi Arabistan, Hollanda, Belçika, Bulgaristan, Yunanistan, Ukrayna, Katar, İsrail, Azerbaycan-Nahcivan ve Çin Halk Cumhuriyeti olarak sıralandı.
İlk 20 ülke, toplam ihracatın yüzde 67.14'ünü oluşturdu. Türkiye'nin haziran ayında 1 milyar dolar üzerinde ihracat gerçekleştirdiği ülke Almanya ile Birleşik Arap Emirlikleri oldu.
İstanbul Maden ve Metal İhracatçı Birlikleri ilk sırada
Haziran ayında gerçekleştirdikleri ihracata göre ihracatçı birlikleri ise;
* İstanbul Maden ve Metal İhracatçı Birlikleri (İMMİB),
* Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB),
* İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB),
* Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri (OAİB),
* Ege İhracatçı Birlikleri (EİB),
* Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB),
* İstanbul İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (İİB),
* Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB),
* Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB),
* Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (DETKİB),
* Karadeniz İhracatçı Birlikleri (KİB),
* Antalya İhracatçı Birlikleri (AİB) ve
* Doğu Karadeniz İhracatçıları Birliği (DKİB) olarak sıralandı.
Haziran ayında 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan genel sekreterlik, 4 milyar 573 milyon 248 bin dolarla İMMİB, 2 milyar 427 milyon 959 bin dolarla UİB ve 1 milyar 482 milyon 191 bin dolarla İTKİB oldu.
"Başarı artık olağan hale geldi"
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Bakan Tüzmen, aylık ihracatın 12 milyar dolarlar civarında olduğunu, başarının artık olağan hale geldiğini söyledi.
Tüzmen, "Türkiye, 18 yıl önce bir yılda yaptığı ihracatı artık bir ayda yapıyor. Yine bu gün bir çok AB ülkesinin bir yıllık ihracatını bir ayda gerçekleştiriyoruz. İhracatımızın, ithalatı karşılama oranı ise yüzde 64-65 seviyelerinde" dedi.
"Artık daha büyük bir vizyon peşinde yılmadan koşmanın vaktidir" diyen Tüzmen, "Türkiye'yi dünyanın en rekabetçi ekonomilerinden birisi haline getirecek ve sadece 4 yıl sonra 200 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştireceğiz" diye konuştu.
İhracat rakamlarının umut vadettiğini ancak, bunun dışında bir noktanın da unutulmaması gerektiğini vurgulayan Tüzmen, "Bizim dış ticaret ailesi olarak hedefimiz dünyaya kendimizi hatırlatmak değil, herkesin evinde işinde kullandığı ürünleri üretip ihraç ederek, akıllarından hiç çıkmamaktır. İşte tüm çabamız, dünyada Türk ürünlerinin insanlarının hayatının bir parçası haline gelmesi ve ülkemizin refaha ulaşmasını sağlamaktır" dedi.
Kaynak:
www.cnnturk.com ... »
Savunma Sanayii Müsteşarlığı, üretimde yerli payını daha da artırmak için 'küçük ve orta boy işletmelere (KOBİ) açılma kararı aldı. Buna göre Silahlı Kuvvetler'in ihtiyaç duyduğu teçhizatların bir bölümü 'organize sanayi bölgelerinde' kurulu KOBİ'lerde üretilecek. Müsteşarlık, bu yolla savunma sanayiinde yerli payını 2011 yılına kadar yüzde 50'nin üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar'a göre dinamik ve esnek yapılara sahip KOBİ'lerin savunma projelerinde görev alması maliyetlerin düşmesini sağlarken, gecikmelerin ve ana yüklenicide gereksiz kapasite oluşumunun önüne geçecek.
Savunma alanındaki üretimin büyük bölümünü Ankara'da kurulu birkaç büyük kuruluş gerçekleştiriyor. Yeni stratejiyle bu alanın Anadolu'nun değişik illerindeki KOBİ'lere yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Büyük projelerde ana yüklenici firma, üretimin bir bölümünü KOBİ'lere dağıtacak. Savunma Sanayii Müsteşarlığı, bu çerçevede KOBİ'lerin yoğunlaştığı organize sanayi bölgelerini mercek altına aldı. Öte yandan Müsteşarlık, son dönemdeki projelerde ana yüklenici firmalara yan sanayi ile birlikte çalışma mecburiyeti de getirmişti. Böylece projelerdeki ana şirketlerin sağlıksız bir kapasite artırımı yerine kritik teknolojilere ve sistem entegrasyonuna odaklanması sağlanmıyor. Bunun yanı sıra ana yüklenici şirketlerin Türkiye'nin genel sanayi altyapısından istifade etmeleri istenerek uzmanlık alanlarındaki yan sanayi ile çalışmaları teşvik ediliyor. Bu yaklaşım savunma sanayiinde ileri ülkelerin tamamında uzun zamandır uygulanıyor. Bir dergiye konuşan Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar, ABD ve Avrupa'da sektördeki büyük firmaların yan sanayi ile birlikte çalışmalarının teşvik edildiğini söyledi. Bu uygulamanın Türkiye'de de yan sanayinin gelişmesi için ciddi bir ivme oluşturacağını ifade eden Bayar, "Geçmişte zırhlı araç projemizde FNSS'in yan sanayii olarak görev alan OSTİM'de yerleşik birçok alt yüklenici, bu projeden edindikleri deneyimleri ticarî olarak geleceğe taşıma başarısı göstermiştir." dedi. Müsteşar Bayar'a göre, dinamik ve esnek yapılara sahip KOBİ'lerin savunma projelerinde görev alması maliyetlerin düşmesini sağlarken, gecikmelerin ve ana yüklenicide gereksiz kapasite oluşumunun önüne geçecek. Sivil sektöre yönelik de çalışabilen KOBİ'lerin bu sayede savunma pazarındaki dalgalanmalardan en az şekilde etkilenecekleri de öngörülüyor. KOBİ'lerin daha çok organize sanayi bölgeleri içinde faaliyet gösterdiğini dile getiren Murad Bayar, "Halihazırda KOBİ düzeyinde pek çok savunma sanayi şirketimiz sağladıkları avantajlar nedeniyle organize sanayi bölgeleri ve teknoparklar bünyesinde yer almakta ve güçlü bir mühendislik kadrosunu bir araya getirmektedir. Bu özel bölgelerin kurulması ve işletilmesi aşamalarında savunma sanayiine yönelik altyapı ihtiyaçlarının dikkate alınması yararlı olacaktır." diye konuştu. Müsteşarlık, projelerde KOBİ-ana yüklenici işbirliğinin tesisi adına bir süredir 'Endüstri Günleri' isimli bir etkinlik düzenliyor.
Zırhlı araçlar geceleri de vuracak
Jandarma'nın kullandığı BTR-80 zırhlı muharebe araçlarına 'termal nişangâh sistemi' takıldı. Aselsan tarafından üretilen nişangâh sistemi, muharebe aracına gece karanlığında ve kötü hava şartlarında hedefi teşhis etme ve isabetli atış yeteneği kazandıracak. Aselsan'dan yapılan açıklamada termal nişangâh sisteminin, BTR-80 zırhlı muharebe araçlarına yönelik özel olarak geliştirildiği ifade edilirken, sistemin, her türlü hava ve muharebe şartlarında üstün görüş imkânı sağladığı, araç üzerine monteli silah sistemlerine çift görüş açısıyla nişan alma ve atış imkânı sunduğu belirtildi.
Erkan Acar
Kaynak:
www.zaman.com.tr ... »