Türk milliyetçiliği - Türkler milliyetçiliği nasıl algılıyor?

Özellikle Hrant Dink cinayeti sonrası alevlenen "Türk milliyetçiliği" kavramı tartışmaları, halkımız arasında "milliyetçilik" kavramının çeşitli çevreler tarafından değişik algılandığını ve gerçek anlamından uzaklaştırılıp, "aşırı milliyetçilik ve radikal dincilik" malzemesi haline getirilmeye çalışıldığını göstermektedir.
"Biz hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant Dink'iz" sloganının sembolik anlamı, çok üzülerek söylemek gerekir ki, ne politikacılarımız ne de halkımız tarafından doğru algılanmıştır. Sayın Başbakanımız Erdoğan da dahil birçok politikacımız, bu slogan hakkında verdikleri olumsuz demeçlerle halkımiz arasında son yıllarda zaten tırmanışta olan aşırı milliyetçiliği ve radikal dinciliği daha da güçlendirecek sinyaller vermişlerdir.
Bu demeçlerden bazılarını ve bunların doğurduğu sonucları kısaca sizlere hatırlatmak istiyoruz:
- Başbakan Erdoğan: "’Hepimiz Ermeniyiz’ olmasaydı!"
- Türkiye'nin birçok yerinde sokaklara “Hepimiz Ogün Samast’ız" çıkartmaları yapıştırılmış, İstanbul-Kadıköy’de kilise duvarlarına Ermeni yurttaslarımızı ölümle tehdit eden yazılar yazılmış, Samsun'da bir kilise derneğine taşlı saldırıda bulunulmustur.
- Afyonkarahisar'da oynanan bir futbol karşılasmasında bir grup taraftar "Hepimiz Ogün'üz, Hepimiz Türküz" sloganı atmış, beyaz bere takarak katil zanlısı Ogün Samast lehine tezahürat yapmıştır.
- Trabzon'da Hrant Dink cinyeti üzerine yapılan bir panelde "Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz" sloganını savunan aydınlar, panele katılan bazı kişiler tarafından ağır sözlü saldırıya uğramışlardır.
- www.hurriyet.com.tr'de yapılan bir ankette "Hepimiz Ermeniyiz sloganı doğru muydu yanlış mıydı?" ve "Hrant Dink için fatiha okunur mu, okunmaz mı?" soruları yöneltilmiş, oylamaya katılan 463 binden fazla kişinin çoğunluğu bu her iki soruyu da olumsz olarak yanıtlamıştır.
- Emniyet ve Jandarma teşkılatı birimlerinin katil zanlısı Ogün Samast'a göstermiş olduğu sıcak muamele, buralarda çekilen fotoğraf ve video görüntüleri çok düşündürücüdür, skandal niteliktedir.
- Pop Star Alaturka proğramında Bülent Ersoy: "... öyle bir söyledi ki, Ermeni üstüme geliyor zannettim ... Ben elhamdülillah Müslümanım! Bedenim teneşire de gelse 'Ermeniyim' demem ..."
- AKP'li İstanbul Milletvekili Yalçıntaş: "Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz" sloganı atan "Türklükten de Müslümanlıktan da çıkar!"
- Hrant Dink'in cenazesinde görevli bir polis memuru, yanındakinin kulağına eğilip hayretle söyle diyor: "Amma da çok Ermeni varmış Türkiye'de..."
Hrant Dink cenazesine katılan 100 binden fazla vatandaşımız "Hepimiz Hrant Dink'iz, Hepimiz Ermeniyiz" sloganı atarak Ermeni vatandaşlarımızın yanında saf tutmus, onların hassasiyetini ve acısını paylaşarak bir insanlık görevini yerine getirmiştir. Bu dayanışma, günümüz Türkiye ortamında eşi görülmemiş, olgun bir demokrasi örneği olarak ülkemizin imajını tüm dünyada artırmış, Ermeni Diyasporasında dahı olumlu bir etki bırakmıştır. Türk Milleti olarak bizlere layık olan da ancak budur! Burada asıl mesele "Ermeni" olmak değil, mağdurun yanında olmak, çoğunluk olarak azınlığa sahip çıkmaktır. Bu insanlar, dini ve etnik kökeni ayrı da olsa, bizim insanımızdır, bu ülkenin vatandaşları, bu toprakların ayrılmaz bir parçasıdır. Onlar da bu ülkeye, bu topraklara en az bizler kadar bağlıdır. Türkiye, bu topraklara sahip çıkan, burayı vatanı bilen herkesindir! "Türkiye Türklerindir" sözcüğü de ancak bu anlamda kullanılmaktadır. Milliyetçilik bayrağı altında Ermeni düşmanlığı yapanlara sunu soralım: Anadolu'nun alınmasında ve savunmasında Türklerin yanında azınlıklar da kan dökmüşlerdir. Malazgirt Savaşı'nı Türklerin Ermenilerle birlikte kazandığını biliyor muydunuz? İstanbul'un alınmasında Ermenilerin yaptığı kahramanlıklardan haberiniz var mı? Çanakkale'de Mustafa Kemal'in yanında savasan Ermeni askerlerin adlarını biliyor musunuz? Atatürk'ün bugün kullandıgımız alfabeyi Ermeni dil bilgini Agop Martayan'a hazırlattığını ve sonra ona Dilaçar soyadını verdiğini biliyor muydunuz? Bu örneklerin daha birçoğunu diğer azınlıklarımız için de vermek mümkündür.
Bir Ermeni dostuna tüm bu soruları soranın, Alparslan Türkeş olduğunu biliyor muydunuz? O Türkeş'in, 600 yıllık Türk-Ermeni dostluğunu diriltebilmek için Ermenistan Devlet Başkanı Petrosyan'la buluştuğunu, Ermeni askerlerin Azeri topraklarından çekilmesi şartıyla Ermenistan'la diplomatik ilişki kurulmasını savundugunu ve 1915'te ölenlerin anısına, Türk-Ermeni sınırına bir anıt dikilerek Ermenistan'a bakan yüzüne Türkçe, Türkiye'ye bakan yüzüne Ermenice "Verdiğimiz acılardan dolayı üzgünüz" diye yazılmasını bile düşündüğünü biliyor muydunuz? Bu tavırdan günümüzün milliyetçilerinin alacağı bir ders olması gerek!
Evet bizler hepimiz Türküz! Dünya tarihini belirlemiş, büyük bir imparatorluğun, büyük bir kültürün torunlarıyız, bununla gurur duyuyoruz! Ancak, bu şanlı şerefli tarihin bilincinde olmak, atalarımızın bu büyük mirasını onlara layık bir biçimde devam ettirmek ve gelecek kuşaklara taşımak görevini de üstlenmiş durumundayız. Atalarımız yüzyıllar boyu, dini ve etnik kökeni değişik birçok milleti barış içerisinde bünyesinde barındırmayı başarabilmiş, onlara din ve kültürlerinde hürriyet tanımıştır. Bizler de bu güzel geleneği ve kültürü devam ettirmek, bu çerçevede tüm azınlık vatandaşlarımızı bir yabancı gibi görmek değil, onları içimize sindirmek ve onlara sahip çıkmak zorundayız. Bunun en güzel örneği de onlara eşit ve hoşgörülü davranmaktır. Onlara yapılacak bir haksızlık, başlarına gelebilecek bir kötülük hepimizin ayıbıdır. Bu hususta devletimiz kadar bizler tüm bireylere de sorumluluk düşmektedir. Bir devlet, bir ülke için en büyük zenginlik, vatandaşlarının kendisine olan bağlılığı ve sadakatıdır. Bunun hayati önemi vardır. Bunu kazanmanın tek yolu da eşitlikten geçmektedir. Devlet tüm vatandaşlarına eşit davranmak, tüm vatandaşlarının haklarını gözetmek ve korumak zorundadır. Ancak emin olun o zaman, aynı topluluk, ASALA Türk diplomatlarını kalleşçe vurduğunda "Hepimiz sehit ailesiyiz" diye yürürdü. Unutmayalım ki, Solingen’de yakılan Türkleri anarken, Almanlar da "Hepimiz Türk’üz" diye yürümüşler ve acımızı paylaşmışlardı.
Can Dündar'dan: Bizler "Türkler, Ermeniler, Kürtler, Süryaniler, Aleviler" diye ayrılmıyoruz birbirimizden ... Bizler "vicdan sahipleri" ve "vicdansızlar" olarak ayrılıyoruz. Bir yanda ırkçı, duyarsız, vicdansız Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Müslümanlar, Hıristiyanlar... Öte yanda komşusunun acısını kendi acısı bilen, onun yarasına merhem süren, vicdan sahibi Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler ve diğerleri ... Tasnifi böyle yapmazsak, sonunda hepimiz kaybederiz!
Sinop hakkındaki tüm duygularınız, düşünce, yorum, eleştiri ve önerileriniz!

Sinop'lu veya yabancısınız, Sinop'ta yaşıyor veya gurbette bulunuyorsunuz!
Sinop hakkındaki tüm duygularınızı, düşünce, yorum, eleştiri ve önerilerinizi burada diger ziyaretçilerle paylaşın!