Atatürk www.turkishvision.com
Home | İletişim | Üye girişi EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Arama
Ana sayfa
Güncel
Forum
Forum Yorumlar
Duyurular
Ekonomi
Sağlık
Yaşam
Bilim & Teknoloji
Kültür & Tarih
Serbest Yorumlar
Şikayetler
Anketler
Komik
Fıkralar
Atom Santraline karşı imza kampanyası
Serbest yorum yaz
Duyuru yaz
Şikayet yaz
Sinop
Üye girişi
Üye ol
Şifremi gönder
Sayfayı öner
İletişim
Sponsorlarımız
Email
Kendimiz hakkında
Saturday, 11. September 2010
Kültür & Tarih

31.10.2008 16
Atatürk'ün en hayati meselesi: Dindarları aldatanları tepelemek
‘Tepelemek’ tâbiri, bizzat Atatürk’ün kullandığı bir tâbirdir.

Dini kullanarak insanları aldatan ‘dincilik yobazları’ndan söz ederken, “tek başıma kalsam yine de gider tepelerim” diyor.

Atatürk’ün kutsalı sömürenlere, özellikle İslam gibi akılcı bir dini karanlık emellerine âlet edenlere öfkesi kelimelerle tanımlanamayacak kadar derin ve büyüktür. Bu öfke, rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Büyük Atatürk’ün tüm hayatının her zaman motor gücü olmuştur.

Akılcı, ilimci, insancı, fenci, eylemci, bağımsızlık aşıkı, emperyalizm düşmanı olduğu için ‘son din’ olmuş İslam’ın, taşıdığı değerlerin tam aksi yönde kullanılması Mustafa Kemal’i öfkelendiren tezatların başında gelmektedir. Bütün faaliyetlerinde, inkılaplarında bu tezadı aşmak ve bu tezadın arkasındaki temiz, pürüzsüz, huzur kaynağı gerçeği milletinin ve insanlık camiasının önüne koymak onun temel ideali olmuştur.

Ben, bu satırları yazan adam, şunu rahatlıkla söyleme hak ve ödevini vicdanımda hissediyorum:

Atatürk’ün İslam meselesiyle ilgisi devrimlerini yerleştirmek için değildir. Tam aksine, Atatürk’ün o devrimleri yapmasının gerekçesi, İslam’a yapılan kötülükleri aşmak ve Müslüman milletine oynanan oyunları etkisiz kılmaktır.

Elbette ki, Atatürk bütün bunları bir ‘din müceddidi, din ihyacısı’ sıfatıyla yapmadı; insanlık, akıl, bilim, barış, dürüstlük ve bağımsızlık aşkıyla ve bir siyasal lider sıfatıyla yaptı.

Sevgili okuyucularım! Cenabı Hakk’ın muradı ve buyrukları esas alındığında, İslam ‘gerçeği sevmek ve ona hizmet etmek’ten başka nedir ki?!

Bütün temiz yürekli, barış ve insan sevgisiyle dolu benliklerin tüm eylemlerini Allah’ın muradına uygun eylemler olarak değerlendiren ve resmî patentleri ne olursa olsun, tümünü ‘İslam’ içinde gören büyük Müslüman düşünürlerin penceresinden baktığımızda söyleyeceklerimiz işte bunlardır.

Bu yaklaşım ilk defa bizim tarafımızdan sergileniyor değildir. Hemen bütün İslam düşünürlerinde bu bakış açısını az veya çok, görmek mümkündür.

Bu konuda ayrıntılar için bizim ‘400 Soruda İslam’ adlı eserimizin birinci bölümüne bakılabilir. (Bu eserin Almancı basımları için bk. ‘400 Fragen zum Islam 400 Antworten’, Grupello Verlag, Duesseldorf, 200,2001, 2003, 2006)

Meselenin özeti şudur:

İslam’ın bütün insanlığın malı saydığı evrensel değerleri savunurken, bunları ‘İslam’ veya ‘din’ adına gündem yapmak şartı yoktur. Önemli olan, savunulan değerdir, değerin savunulmasıdır. Kaldı ki Atatürk, inkılapları boyunca yaptığı her konuşmada, bir biçimde İslam meselesine değinmiş ve asla idarei kelam etmeden, işin esasına girerek tahliller, tenkitler yapmış, yanlış olanla doğru olanı karşılaştırarak halkın önüne çıkış reçeteleri koymuştur.

Yani işi baştan savmamış, benimseyerek esastan ele almıştır. Atatürk’ün samimi bir Kur’an mümini olduğunun en tartışılmaz delili işte bu tavrıdır. Çünkü onun bu tavrı, İslam düşünce tarihinin büyük öncülerinde gördüğümüz tavrın ta kendisidir. Bu tavrı yüzündendir ki, önceki Kur’an mümini düşünürlerin mâruz kaldıkları eleştiri ve saldırıların tümüne o da maruz kalmıştır.

Yani Atatürk’e, din yobazı ve Allah ile aldatanlar tarafından yapılan saldırıların benzerleri, hatta daha ağırları önceki dönemlerin sadece Müslüman devlet başkanlarına değil, en büyük Müslüman fakîhlerine, muhaddislerine, müfessirlerine de yapılmıştır.

İmamı Âzam (ölm.150/767), bunların akla ilk gelenlerinden biridir.

Bugün, İslam dünyasının en büyük mezhebinin kurucusu ve öncüsü olan ve dincilik ekiplerince de ‘tartışma üstü’ tutulan İmamı Âzam, yaşadığı günlerde nasıl tanınıyordu, nasıl muamele görüyordu?

Bundan sonraki yazımda bu zulümlerden dehşet ve ibret dolu örnekler vereceğim.

Atatürk-din ilişkisinde mutlaka öğrenmemiz gereken gerçekler vardır. Aforozla, Atatürk’ü dine karşı gösterme ucuzculuğu ile bir yere varılamadığı görülmüştür.

Bugünkü Haçlı güdümlü dincilerin Atatürk’e karşı tavırlarının, İslam tarihinin diğer büyük düşünce ve devrim büyüklerine aynen reva görülmüş bir tavır olduğunu bu halkımıza anlatmalıyız.

Atatürk bu açıdan ne tektir ne de ilk. Bu gerçek halka çok iyi anlatılmalıdır.

Bu gerçekle ilgili her türlü soru açık yürekle sorulmalı ve cevabı verilmelidir.

Kaçak güreşme, idareimaslahatla günü gün etme dönemi kapatılmalıdır. Aksi halde, dinciliğin bugün, aydınlanmanın, aklın ve dürüstlüğün canına okuyan zulmünü bertaraf edemeyiz.

Kaynak: www.hurriyet.com.tr ... »

30.10.2008 15
Atatürk-Din ilişkisi gereğince incelenmemiştir
Atatürk’ün dinle münasebeti Türk aydınları tarafından yıllar ve yıllar sadece irtica hareketleri açısından irdelendi, gündem yapıldı. Oysaki işin bir başka yönü daha vardı ve belki de bu yönün irdelenmesi ülkemizin geleceği açısından çok daha önemli ve gerekliydi.

O yön, iki ana başlıkla ortaya konabilir:

1.Atatürk’ün verdiği mücadelenin dinden ve din adamlarından gördüğü desteğin arka planını aydınlatmak,

2.Atatürk’ün, yaptığı devrimleri İslam’a aykırı değil, İslam’ın istek ve beklentilerine uygun olduğu yolundaki iddia ve ısrarnın arka planını aydınlatmak.

Atatürk-din ilişkisi, işte bu açılardan hiç ele alınmadı. Bu ciddî bir yanlıştı.

Atatürk’e karşı olan içteki dinci çevrelerle Haçlı emperyalist çevreler bu yanlıştan son derece memnundular ve bu memnuniyetlerini stratejilerinde değerlendirerek Türkiye’ye ve Müslümanlara büyük oyunlar oynadılar.

Türk milleti için en hayatî alan olan, ‘Muhammedî miras-Atatürk mirası münasebeti alanı’, öylesine boş bırakıldı ki, Atatürk’ü ve devrimlerini dine karşı gösteren dinci ve inkârcı ekipler, bir ‘Tanrısal hükmü’ ilan ediyor duruma geldiler.

Oysaki bizzat Atatürk bunun aksini söylemekte, yaptığı devrimlerin dine tamamen uygun olduğunu iddia etmektedir. Yüzlerce konuşmasının hemen tümünde din geniş biçimde yer almaktadır.

Şu hayatî gerçeği, vicdanımıza ve çocuklarımıza çok iyi belletelim:

Bugünün sözde Atatürkçülerinin aksine, Gazi Atatürk, din konusunda asla kaçak güreşmemiş, günü idare edip kenara çekilmemiştir.

Atatürk’ün gerçek İslam diye bir hasreti ve Cumhuriyet devrimleriyle İslam’ın tam uyuşum içinde oldukları yolunda bir iddiası vardır ve onun özeti şudur:

Cumhuriyet devrimleri, İslam’a aykırılık şöyle dursun, İslam’ın bizzat talepleridir. Yani Mustafa Kemal, yaptığı devrimlerle, özgün İslam’ın ve çehresi Arabizm tarafından değiştirilmemiş gerçek Hz. Muhammed’in hasretine cevap getirdiği inancındadır.

Zaman tünelinin burasında biz de aynı inançtayız.

Bana göre, Mustafa Kemal’i evrensel-ortak ışık yapan da burasıdır. Mustafa Kemal, yaptığı işin işte bu yanını sadece Türkiye ile kayıtlı görmemiş, bütün insanlığa, özellikle Müslümanlara hizmet olarak görmüştür.

O günün Müslümanları Mustafa Kemal’i ‘İslamın kurtarıcısı’ diye anıyorlardı. (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 15/52) Bu insanlar acaba sürçülisan mı ettiler? Hayır, etmediler; derin bir sezişle hakikati tam damarından yakaladılar.

Peki, Atatürk devrimlerinin savunuculuğu rolüne soyunanlar, böylesine önemli bir gerçeği nasıl görmediler veya göremediler.

Göremediler değil, görmek istemediler.

Çünkü büyük çoğunluğunun sadece hurafeci Arap-Emevî İslam’ından değil, İslam’ın gerçeğinden de rahatsızlıkları vardı. Onların birçoğunun benliklerine yerleşmiş olan ‘İslam’dan nefret virüsü’ daha doğrusu ‘ruhsal olandan nefret virüsü’, sadece onları sıkıntıya sokmakla kalmadı, ülkeyi de ciddî rahatsızlıkların girdabına itti.

Ruhsal olandan nefret virüsünün Atatürkçülük adı altında şırınga edilmesi illetinin tipik örneklerinden birini Doğu Perinçek’in Kemalist Devrimin Din ve Allah Anlayışı adındaki talihsiz kitabında bulmaktayız. Baştan sona zorlama, saptırma ve dinamitlemelerle dolu bu kitap hakkında burada (ve şimdilik) Alpaslan Işıklı’nın kısa bir tespitini nakletmekle yetineceğiz:

“Perinçek, Atatürk’ün dinsizliği ve tanrısızlığını kanıtlamaya yönelik bunca ayrıntılı görüş ortaya koyduğu kitabında neyi amaçlamıştır?.. Kime ait olursa olsun ve ne olursa olsun, insanların inançlarının kendi kişisel dünyalarını ilgilendirdiğini kabul etmek ve buna saygı göstermek gerekir. Dolayısıyla, önemli olan, Atatürk’ün dinsel konulardaki inançlarının ne olduğu değil, din alanında izlediği politika ve bu politikanın dayandığı anlayıştır.”

“Perinçek, Kemalizm’e kazandırdığı bu çehre (dinsizlik çehresi) ile, Kemalizmin taraf olduğu, geçmişten günümüze süregelen mücadeleyi, aydınlanmacılar ile yobazlar arasındaki bir mücadele olmaktan çıkarıp dinsizlerle Müslümanlar arasında bir mücadeleye dönüştürmektedir. Böylece kendilerini Müslüman olarak tanımlayanların çok önemli bir bölümü, aydınlanmacılar safından dışlanmakta, her Müslümanın gerici sayılması sonucuna varan bir sınıflandırmaya gidilmesi tehlikesi belirmektedir.”

“Müslüman oldukları için gerici sayılma endişesi içine düşecek olan geniş yurttaş kesimlerinin, Perinçek’in kitabı karşısında duyacağı dehşeti düşünebiliyor musunuz?”

(Işıklı, Sosyalizm Kemalizm ve Din, 207-208)

Dinden nefret virüsüne yakalanmış ‘aydınlar’ın en büyük hatası, aydınlanma denen olgunun dine karşılıkla eşanlamlı olduğunu sanmalarıdır.

Aydınlanma, ateizmle veya dinsizlikle eşanlamlı değildir.

Din adına asırlar boyu yapılan kötülüğün, üretilen karanlığın etkisiyle elbette ki aydınlanmada önemli roller üstlenmiş insanların bir kısmı dinsiz veya ateist olmuşlardır. Ama tümü böyle değildir. Daha doğrusu, aydınlanmanın öncü düşünürleri dinsiz ve ateist değillerdir.

Kısacası, bizim aydınlarımızın inadı korkunç bir inattı ve bu inadın intikamı da korkunç oldu.

İnancımız odur ki, bu yanlış yapılmasaydı, Atatürk mirası, bütün Müslümanlar için kurtuluş reçetesi sayılabilecek bir ‘Kurtuluş teolojisi’ (deyim, Fransız Marksist-Müslüman Roger Garaudy’nindir) oluşturabilecekti.

Gereken yapılmadığı için bu Kurtuluş Teolojisi’nin yerine İslam’ın ve Müslümanların düşmanlarıyla işbirliği yapanlarca bir ‘Fesat teolojisi’ oluşturuldu. Şimdi bu fesat teolojisi, bütün köşe başlarını tutmuştur ve Haçlılarla işbirliği halinde, Türk milletinin can damarlarını birer birer koparmaktadır. Alparslan Iışıklı’nın şu tespiti, üzerinde olduğumuz konuda gerçeğin tam ifadesidir:

“Atatürk, Kurtuluş Teolojisi’nin öncülüğünü, Kuvayi Milliye ile İslamiyet arasında kurmayı başardığı köprü üzerinde, bu asrın başında gerçekleştirmiştir.” (Işıklı, SKD, 188)

Köprü kuruldu ama köprünün üstünden geçmesi gerekenler geçmedi ve köprü hizmet dışı tutulduğu için çürüyüp çöktü.

Sözün özü şu:

Cumhuriyet aydını ve Türk siyaseti, Atatürk ve İslam konusunda ölümcül bir hata yaptı. Umarız, bizim sarsıcı ama üstü sürekli örtülen mesajlarımız sayesinde bu hatanın farkına varır ve çok yoğun bir gayretle açıklarını kapatma yönüne gider.

Eğer gitmez ise dincilik saltanatı ,onu, dirilişi olmayan bir ölümle tarihe gömer.

Kaynak: www.hurriyet.com.tr ... »

19.06.2008 14
Genelkurmay'dan 'önce Türkçe' afişi
ANKA

Genelkurmay Başkanlığı, Türkçe konusunda gösterdiği hassasiyetini askeri kurum ve kuruluşlara astırdığı afişlerle duyurdu. Tüm askeri kurum ve kuruluşlara asılan afişlerde “Önce Türkçe” denildi.

“Q,W,X” harflerinin üzeri çizilen afişte, “Tabelalarda, ilanlarda, reklamlarda önce Türkçe” yazısı yer aldı. Askeri kurumlara gönderilen yazılarda da yabancı isim ve harflerin kullanılmamasının istendiği öğrenildi. Genelkurmay Başkanlığı'ndaki tesislerde kullanılan yabancı isimler için uzmanlar Türkçe karşılıklar buldu.

BRUNCH YERİNE KUŞLUK, MÖNÜ YERİNE LİSTE

Genelkurmay’ın Türkçe hassasiyeti basında da yer buldu. Konuyla ilgili haberlerde askeri tesislerde yabancı kelimelerin yazılı olduğu tabelaların kaldırıldığı, yerine Türkçe karşılıklarının bulunduğu yeni tabelaların asıldığı bilgisi verildi. Buna göre, bundan böyle hiçbir askeri tesiste mönü, fast food, brunch, lostra gibi yabancı kelimeye rastlanmayacak.

Tesislerde, Genelkurmay Başkanlığı’ndan uzmanların yabancı kelimelere buldukları Türkçe karşılıklar kullanılacak. Bazı yabancı kelimeler ve bulunan karşılıklar şöyle: Brunch “Kuşluk”, Lostra “Ayakkabı bakım yeri”, Fast food “Hızlı yiyecek satış noktası”, Mönü “Yemek listesi”, Restaurant “Lokanta”.

Kaynak: www.hurriyet.com.tr ... »

17.06.2008 13
2009'da Fransa'da Türkiye rüzgârı esecek
Türkiye, 2009 yılında "Fransa'da Türkiye Mevsimi" (Saison de la Turquie en France) ile dokuz ay boyunca Fransa'nın konuğu olacak. Fransa'nın dört bir yanına yayılacak etkinliklerle Türk kültürü ve geleneği Fransız toplumuna anlatılacak.

'Türkiye Mevsimi', 1 Temmuz 2009-31 Mart 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek çağdaş ve klasik müzik, sahne sanatları, edebiyat, güncel sanat, sinema, tiyatro gibi farklı disiplinlerdeki etkinliklerle Türkiye'nin tanıtımını sağlarken iki ülke arasındaki ilişkileri de pekiştirmeyi amaçlıyor. "Fransa'da Türkiye Mevsimi" fikri, 2006 yılında Türkiye'de düzenlenen "Fransız Baharı"ndan sonra ortaya çıktı.

Etkinliğin ilk duyurusu dün The Marmara Oteli'nde yapılan basın toplantısıyla yapıldı. Toplantıya etkinlikte görev alan tüm yetkililer katıldı. "2009 Fransa'da Türkiye Mevsimi"nin eşbaşkanı seçilen AXA Şirketler Grubu Başkanı Henri de Castries, etkinliğin Fransızların Türkiye'yi tanımaları için büyük fırsat olduğunu söyledi. Türkiye Mevsimi'nin günümüzde çok iyi durumda olmayan Türk-Fransız ilişkilerinin düzelmesine vesile olacağını belirten Castries, "Türkiye'nin güçlü bir tarihi geleneği var. Moderne ve geleceğe açık, değişiyor ve değişen dünyaya ayak uyduruyor. İki kültür arasında derin kültürel ilişkiler var; etkinlikle bu ilişkiler daha da derinleşecek." dedi.

"Fransa'da Türkiye Mevsimi" için Türkiye ve harikaları, Türkiye harika ve Türkiye bayran bırakıyor gibi anlamlara gelen "Turquie et Merveilles..." cümlesi slogan olarak seçildi. Cümlenin yanındaki üç nokta bu anlamların daha da çoğaltılabileceğine işaret ediyor.

Tam programı kasım ayında açıklanacak "Fransa'da Türkiye Mevsimi", Paris'in ünlü sergi mekânı Grand Palais'de etkinliğin sergiler direktörü Nazan Ölçer koordinasyonunda düzenlenecek 'Çağlar Boyu İstanbul' konulu sergiyle başlayacak. Louvre Müzesi, 'Osmanlı Tekstil ve Kaftanları' konulu bir sergi ile İzmir yöresinden çıkarılan arkeolojik eserleri ağırlayacak. Müzik etkinlikleri arasında ise Fransa'da yaşayan soprano ve müzikolog Çimen Seymen'in 17. yüzyıl Avrupa ve Osmanlı saray müziği arasındaki etkileşimden yola çıkarak hazırladığı projesi 'Müsenna' da yer alıyor. Avignon Festivali başta olmak üzere yazın düzenlenecek birçok festival, Türk çağdaş sanat dünyasının zenginliğinin Fransız seyircisine tanıtılmasına olanak sağlayacak. Türk sineması, Paris Cinéma, Montpellier Festivali ve La Rochelle gibi festivallerin programlarında yer alacak.

Etkinliğin Türkiye Komiseri ve İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, "Fransa'da Türkiye Mevsimi"nde 200'ün üzerinde etkinlik düzenlenmesinin planlandığını belirterek, tahmini bütçenin 15 milyon Euro civarında olduğu bilgisini verdi. Fransa komiseri Stanislas Pierret de etkinliğin Türkiye'nin gerçek imajını Fransızlara anlatmayı hedeflediğini vurguladı. Etkinlik sayesinde Fransa'nın Türkiye'deki dinamizmi göreceğini söyleyen Pierret, bu hareketin durmamasını ve gelecekte de devam etmesini arzuladıklarını sözlerine ekledi. "Fransa'da Türkiye Mevsimi" çalışmaları, İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve Culturesfrance ortaklığında yürütülüyor.

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »
Sayfalar: <<  1  [2]  3  4  5  >>  
Kayıta git No.  
Top
İlanlar
Seyahat Acentası / Travel Agency
Sinop'da tek yetkili THY, ÖGER Türk Tur, Pegasus, SunExpress ve Anadolu Jet satış acentası!
Turkish AirlinesPegasus AirlinesAnadlouJetSunExpressÖger Tur Türk
Sinope Tours
Adres: Kıbrıs Cad. 3/A, 5700 Sinop
Tel.: +90 (368) 261 79 00
Fax: +90 (368) 261 08 10
Gsm: +90 (532) 744 12 60
Email: travel@sinopetours.com
Web: www.sinopetours.com ... »
Almanya vizesi için Almanca dil kursları!
ALMANYA VİZE YASASINDAKİ SON DEĞİŞİKLİĞE GÖRE AİLE BİRLEŞİMİ İÇİN ALMANYA’YA GİDECEKLERE ALMANCA İMTİHANI KAZANMAK ŞART

VİZE ALMAK İÇİN, Yeni Alman Vize Yönetmeliğine göre, aile birleşimi amacıyla Almanya’ya gidecek Türk Vatandaşları, öngörülen Almanca İmtihanını kazandıklarına dair belgeyi Almanya konsolosluğuna ibraz etmek zorundalar.

Bu konu ile ilg ... »
Biliyormuydunuz?
Sponsorlarımız:
Turkish Trade Association
www.madeinturkey.org ... »
Anketler
Sinop'ta veya Türkiye'de Atom Santrali yapılmasını istiyor musunuz?
Hayır
Emin değilim
Evet
Daha fazla ... »
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Haftanın yorumu
Burada yorum yayınlamak istermisiniz?

Yorumunuzu (en fazla 500 simge) email veya iletişim formu ile gönderin bize, burada haftanın yorumu olarak 1 hafta süreyle yayınlayalım! Yorumlar bize ulaşım sırasına göre yayınlanacaktır.
Haftanın duyurusu
Burada duyuru yayınlamak istermisiniz?

Yapmak istediğiniz duyuru metnini (en fazla 500 simge) email veya iletişim formu ile gönderin bize, burada haftanın duyurusu olarak 1 hafta süreyle yayınlayalım! Duyurular bize ulaşım sırasına göre yayınlanacaktır.
Firefox is the best browser to view this site! Please promote Open Source Software Products!
Home | İletişim | Üye girişi
Ziyaretçiler: 1126038 (Bugün: 93)